
Makale
Anksiyete Döngüsü
Anksiyete, tetikleyicilerle başlayan ve bedensel belirtilere korkuyla tepki verilmesiyle (ikinci korku) büyüyen bir döngüdür. Sürekli tetikte beklemek ve tetikleyicilerden kaçınmak bu döngüyü besler, beklenti kaygısını artırır. İyileşmenin tek anahtarı, bilinçli zihnimizle yaptığımız tek eylem olan "ikinci korkuyu" eklemeyi bırakmaktır. Semptomlarla savaşmak yerine onlara yargısızca izin vermek, kaygı hissetme korkusunu yok eder. Bu korku bittiğinde döngü kırılır.

Anksiyete Döngüsü
Anksiyete son derece öngörülebilir bir döngü içinde gerçekleşir. Anksiyete mekanizmasını anlamak, iyileşmenin temel taşıdır. İşte adım adım anksiyete döngüsünün işleyişi:
Anksiyetemiz bir düşünce, bir durum veya bir olay tarafından tetiklenir.
Kaygılı (anksiyöz) hissederiz.
Bilinçaltımız, bedenimizin "savaş ya da kaç" tepkisini aktif hale getirir.
Salgılanan adrenalinden ötürü fiziksel ve duygusal duyumlar (semptomlar) yaşarız.
Bilinçaltımız bu duyumları korku ve tehlikeyle ilişkilendirir; (elbette yanlış bir şekilde) gerçekten tehlikede olduğumuz sonucuna varır.
Bilinçaltımız bu görünürdeki tehlikeye reaksiyon göstererek, bilinçli zihnimize kaygılı ve korku dolu düşünceler gönderir.
Bilinçli zihnimiz buna korkuyla tepki verir (yani ikinci korkuyu ekler).
Anksiyetemiz artar ve döngü bizi, eskisinden daha yüksek bir anksiyete seviyesiyle tekrar 2. adıma fırlatır.
Bu döngünün 2 ile 8 arasındaki adımlarını defalarca tekrarlayabiliriz. Bu süreç yavaş gerçekleştiğinde anksiyete seviyemiz kademeli olarak yükselir. Eğer çok hızlı gerçekleşirse, bir panik atakla sonuçlanabilir.
Tetikte Olma (Vigilance) ve Beklenti Anksiyetesi (Anticipation)
Anksiyete döngüsüne yakalandığımızda yapmaya meyilli olduğumuz şey, ilk tetikleyicileri daha yolun başındayken engellemeye (intercept) çalışmaktır. Genellikle bizi tetikleyen bir dizi unsur vardır: Belirli bir durum veya aktivite, bir mekan, bir insan, belirli bir bakış ya da yorum veya açılan belirli bir konu...
Tetikleyiciyi tamamen ortadan kaldırabileceğimiz, anksiyetemizi aktif hale getirmeden önce onu yakalayabileceğimiz ya da tetiklenme gerçekleştiğinde reaksiyonumuzu bastırabileceğimiz umuduyla; sürekli olarak tetikte bekler ve bizi tetikleyebilecek yaklaşan durumları önceden tahmin etmeye (beklenti içine girmeye) çalışırız.
Tabii ki bu tetikte olma ve sürekli ileriyi tahmin etme halinin kendisi de bizi kaygılı hale getirir —yani tam olarak en başta kaçınmaya çalıştığımız şeyin kendisini üretir. Ve hepsinden öte, bu yöntem işe de yaramaz. Tetikleyiciler tüm savunma mekanizmalarınızdan sıyrılıp geçer ve anksiyetemizi patlatır. Ve sonra anksiyete döngüsünün etrafında bir kez daha dönmeye başlarız!
Tetikleyicileri engellemeye çalışırız çünkü döngüdeki diğer her şey otomatik ve kaçınılmaz olarak gerçekleşiyor gibi görünür. Bu yöntem bizim için hiçbir zaman işe yaramaz ama anksiyetenin tetiklenmesini önleyebilecek bir teknik, bir olumlama ya da bir düşünce biçimiyle belki bir gün tesadüfen karşılaşırız umuduyla denemeye devam ederiz.
Ancak yapmayı başarabildiğimiz tek şey, bir sonraki anksiyete veya panik atağın beklentisiyle kendimizi neredeyse her an kaygılı tutmaktır. Anksiyete durumunun içinde sıkışıp kalmışızdır.
Peki burada sonsuza kadar sıkışıp mı kalacağız? Gözden kaçırdığımız şey ne? Buradan çıkış bir yolu var mı? Varsa nedir?
İyileşmenin Anahtarı
Yukarıda verilen anksiyete döngüsüne daha yakından bakıldığında; sürecin büyük bir kısmı otomatik olsa ve doğrudan müdahale edemeyeceğimiz bilinçaltımızın derinliklerinde gerçekleşse de, 7. adımın —yani ikinci korkuyu ekleme kısmının— bilinçli zihnimizde gerçekleştiği görülür. Bu, bizim anksiyete semptomlarına ve duyumlarına verdiğimiz reaksiyondur. Anksiyetemizden korkarız, ondan nefret ederiz ve onunla savaşırız.
İşte değiştirilebilecek olan kısım tam olarak burasıdır. İkinci korkuyu eklemeyi bırakmayı, yani anksiyetemize korku ve nefretle tepki vermekten vazgeçmeyi öğrenebiliriz. Onunla nasıl yüzleşeceğimizi, ona isteklilikle ve yargısızca nasıl izin vereceğimizi (allowing) ve ona nasıl teslim olacağımızı (surrender) keşfedebiliriz. Teslim olmak güvenlidir. Gerçek bir tehlike altında değiliz.
Anksiyeteden iyileşmek için ihtiyaç duyulan iki temel beceri şunlardır:
İkinci korkuyu eklemeyi bırakmak
Anksiyetenin semptomlarına, duyumlarına ve hislerine tamamen teslim olmak
bunu defalarca yaptığınızda, anksiyeteye karşı duyduğunuz korkuyu kademeli olarak kaybedersiniz. Ve bunu bir kez başardığınızda, tetikleyicilere olan korkunuzu da otomatik olarak yitirirsiniz; çünkü artık kaygılı hissetmekten korkmadığınıza göre, sizi kaygılı hissettiren şeylerden neden korkasınız ki?
Anksiyeteden kaçınmaya veya onu bastırmaya çalışmak her zaman kaybedilecek bir iddiadır. Anksiyete döngüsünün çalışma şekli nedeniyle bu asla başarıya ulaşamaz. İyileşmenin tek yolu, anksiyete korkumuzu kaybetmektir. Bunu da ona direnç göstermeden izin vererek ve ona korku, yargı, nefret veya savaşla tepki vermeyerek yaparız.
Yazar
Carl James
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Bu işin ABC si!
Anksiyete zihinsel değil, bedenden zihne taşan bir hissetme problemidir. Endişe, belirsizliği kontrol etme çabasıdır; düşünceler inanılmadıkça zararsızdır. İyileşme zihinsel analizle değil, bedendeki alarma şefkatle temas ederek güven inşa etmekle olur. ABCDE yöntemiyle; endişeyi fark edin, bedendeki alarma el koyup nefes verin, hisle hikayesiz kalın, sakin anlarda da pratik yapın ve egoya inanmayın. Belirsizliği küçük adımlarla tolere etmek güveni kökleştirir.

Aklımızla mı Kalbimizle mi İyileşiriz?
Anksiyete kafayla değil, kalple iyileşir. Zihin durumu anlamak için harika bir araçtır; fakat sürekli analiz ve bilgi arayışı bir noktadan sonra duvarsız bir hapishaneye dönüşür. Zihnin sınırına gelindiğinde çözüm aramayı bırakıp kalbin şefkat, kabullenme, izin verme ve oyunculuk gibi niteliklerine alan açmak gerekir. İyileşme; yeni bir açıklama peşinde koşmaktan, deneyimle dirençsizce bir arada olmaya ve bildiklerimizi şefkatle pratik etmeye geçtiğimizde gerçekleşir.

Anksiyeteyi Yönetmeye Yönelik Ruhsal/Manevi Terapi Yaklaşımları
Maneviyat ve felsefe, anksiyetenin kökündeki ölüm korkusu ve kontrol arzusunu aşmada psikoterapiyi tamamlar. Watts ve Budizm'e göre ıstırap; belirsizliği reddetmekten, beklentilere ve sonuçlara aşırı tutunmaktan doğar. Hayatta mutlak bir dış güvence yoktur. Kontrol illüzyonundan vazgeçip belirsizliği kabullenmek içsel güveni sağlar. Kaçınılmaz sonun ve tehlikenin ortasında bile zihni geleceğin kuruntusundan çekip o anın tadını çıkarmak insanı özgürleştirir.