
Makale
Aşırı Düşünmek (Overthinking) Asıl Sorun Değildir
Aşırı düşünmek zihinsel bir hata değil, bedendeki bir duygudan kaçma çabasıdır. Sorun mantıkla çözülemez. Çözüm, analizi bırakıp bedene inmektir. Tetikleyici genellikle küçük bir utanç veya belirsizliktir. Zihin bunu çözmek için fazla mesai yapar. Elinizi göğsünüze koyup "Şu an korkuyorum/gerginim" diyerek ham duyguyu kabul ettiğinizde beyin sessizleşir. Düşünce sarmalından düşünerek değil, alttaki duyguyu hissederek çıkılır.

Aşırı Düşünmek (Overthinking) Asıl Sorun Değildir
“Aşırı düşünmeyi bırak artık” tavsiyesinin neden berbat bir öneri olduğu üzerine.
Ana Noktalar
Aşırı düşünmek, genellikle duygusal bir kaçınmadır (avoidance).
Tetikleyici unsur genellikle oldukça küçüktür.
Düşünerek değil, hissederek bu sarmaldan çıkarsınız.
Geçen hafta ofisimde oturan 35 yaşındaki oldukça dertli bir danışanım (ona Nadine diyeceğim) şöyle dedi: “‘Aşırı düşünmeyi bırak’ cümlesi, İngiliz dilindeki en aptalca kalıp olabilir.” Nadine, iyi niyetli erkek arkadaşının kendisini daha iyi hissettirmek için bu cümleyi kurduğunu ama bunun kafasının içindeki düşünce sarmalını durdurmaya zerre kadar yaramadığını ekledi. Bu yazıda, yıllar boyunca bana benzer hayal kırıklıklarını anlatan pek çok danışanımı ve aşırı düşünmeye yol açan o yüzeydeki duyguları yönetmenin, tetikledikleri o sarmal düşünce döngülerini yönetmekten aslında çok daha kolay olduğu gerçeğini ele alacağım.
İyi Niyetli Tavsiyeler Sorunu Yanlış Teşhis Ettiğinde
Pek çok kişisel gelişim makalesi aynı şeyi söyler: Düşüncelerinizi fark edin, onlara meydan okuyun ve "aşırı düşünmeyi bırakın." Ve her aşırı düşünen insan da gece yarısı saat ikide, altı ay önceki bir mesajı tekrar tekrar okurken bu fikre kafasını sallayarak katılır.
Ancak size bir haberim var: Ya aşırı düşünmek bilişsel (zihinsel) bir problemden ziyade, aslında duygusal bir problemse?
Ya zihniniz acı çekmeyi çok sevdiği için değil de, bedeninizde hissedilmeyi bekleyen bir şeyler olduğu için bu döngülere giriyorsa? Aşırı düşünmek; duygularınız doğrudan işlenmek yerine entelektüel düzeyde (kafanızın içinde) yeniden yönlendirildiğinde ortaya çıkan bir şey olabilir mi? Söylemeye çalıştığım şey şu: Aşırı düşünmek, beyninizin hissedilmesine izin verilmemiş bir duyguyu işlemeye çalışma çabasından kaynaklanıyor olabilir.
Aşırı Düşünmek, Problem Çözme Maskesi Takmış Bir Kaçınmadır
Dışarıdan bakıldığında son derece üretken bir süreçmiş gibi görünür; ancak araştırmalar, bir tepkiyi ne kadar çok zihnimizde bireyselleştirip büyütürsek, uzun vadede o kadar çok stresli hale geldiğimizi gösteriyor. O aşırı düşünme döngüsü, karşı karşıya olduğunuz sorunu çözmüyor. Aksine, sizi o ham ve çıplak duyguyla yüzleşmekten koruyor (ondan kaçmanızı sağlıyor).
Anksiyete hakkında düşünmek, anksiyetenin içinden geçip gitmekle aynı şey değildir. Patronuyla yapacağı zorlu bir konuşmanın provasını saatlerce yapan Yolanda'yı düşünelim. Yolanda provaya o kadar odaklanmıştı ki, derinlerde aslında kovulmaktan ölesiye korktuğunu kendine bir kez bile itiraf etmemişti.
Döngüyü Başlatan Duygu Genellikle Çok Küçüktür
Aşırı düşünen insanlar, girdikleri bu sarmalın hayati ve çok ciddi bir soruna işaret ettiğini zannederler. Oysa klinik pratiğimden biliyorum ki, orijinal tetikleyici sıklıkla son derece sıradandır. Danışanlarımdan küçük bir reddedilme, anlık bir utanç ya da geçici bir belirsizlik anına dair hikayeler duyarım. Ancak o anki duygu asla fark edilip kabul edilmediği için, beyin sürekli olay mahalline geri döner. Belirsiz bir dünyada kesinlik arayarak değil, yalnızca duyguları kabul ederek ulaşılabilecek bir çözümün peşinde avlanıp durur.
Örneğin David, arkadaşının neden mesajına geri dönmediğini takıntı haline getirerek iki gününü harcamıştı. Aslında arka planda olan şey, hissetmeye kendisine izin vermediği o geçici "Ben önemsizim/değersizim" hissinin zihninde büyümesinden başka bir şey değildi.
Düşüncelere kapılıp gidip altındaki duyguyu gözden kaçırma kalıbı sadece yetişkinlere özgü değildir. Çocuğunuzu Aşırı Düşünmekten Kurtarmak (Freeing Your Child From Overthinking) adlı kitabımda, çocukların da nasıl aynı döngülere düştüğünü anlatıyorum. Çocuklar sadece çok fazla düşündükleri için ruminasyon (zihinsel geviş getirme) yapmazlar; daha ziyade, nasıl hissettiklerini paylaşacak farkındalığa ve dil becerisine sahip olmadıkları için bunu yaparlar. Ebeveynlere, bu döngüye müdahale etme noktasının üstteki düşüncelerden ziyade, alttaki duygular olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
Aşırı Düşünmekten Çıkış Yolu Bedeninizden Geçer
Aşırı düşünme sarmalından düşünerek çıkamayacağınızı fark etmek kadar mantığa ters gelen başka bir şey olmayabilir. Bunun yerine, bedeninizin içine inerek o sarmaldan düşersiniz. Beden nihayet duyulduğunda, beyin sessizleşir.
Örneğin Kim, erkek arkadaşının ailesiyle tanışacağı gerçeği üzerine saatlerce zihninde döngüler döndürüyordu. Bir anlığına durdu, elini göğsünün üzerine koydu ve "Şu an gergin hissediyorum" dedi. Bunu yaptığı an fiziksel gerginliğinin azaldığını ve düşünce sarmalının yok olup gittiğini fark etti. Aşırı düşünen zihninin bozuk olmadığını; aksine, kendisine ait olmayan bir işte fazla mesai yaptığını öğrendi.
Yazar
Jeffrey Bernstein Ph.D.
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Enerjinizi Tüketen 7 Aşırı Düşünme (Overthinking) Türü
Aşırı düşünme (overthinking) çözüme değil, zihinsel tükenişe yol açar. Bu sarmaldan çıkmanın yolu, zihnin düştüğü 7 spesifik paterni tanımaktır: Gelecek korkusu (Endişe), geçmişe takılma (Geviş getirme), sürekli tehlike arama (Tehdit izleme), her şeyi düzeltme arzusu (Çözüm modu), amansız içsel yargı (Öz-eleştiri), aşırı çekingenlik (Kendine odaklanmış dikkat) ve aniden beliren davetsiz düşünceler. Bunları fark edip adlandırmak döngüyü keser ve kontrolü geri verir.

Anksiyete ve Kaybolan Haz Döngüsünü Kırmak
Sürekli anksiyete, beyin-bedeni tüketerek haz alamama (anhedoni) sarmalını tetikler. Biyokimyası bozulan sinir sistemi, ne beynin ne de bedenin tatmin hissetmesine izin verir. Kişi, asla gerçek doyuma ulaşamayan sonsuz bir arayışa, yani "aç hayalet" döngüsüne hapsolur. Bu sefalet zincirini kırmak için üst beynimizi (farkındalığı) devreye sokmalı, küçük adımlarla sağlıklı hedonizmi seçmeliyiz. Haz bir lüks değil, biyolojik bir ihtiyaç ve zorunluluktur.

Öz Şefkat Sizin de Hakkınız!
Anksiyete anında kendimizi yargılamak, suçlamak veya utandırmak (JABS) sinir sistemine "güvende değilsin" mesajı verir. Kendini hırpalayan bu ince darbeler iyileşmeyi engeller. Çözüm, alarm veren bedeninize sırtınızı dönmek yerine korkmuş bir çocuğa yaklaşır gibi şefkat göstermektir. Kendinize "Şu an bana ne oluyor?" diye sormak, bu yıkıcı paternle aranıza mesafe koyar. İyileşme, alarm bittiğinde değil; alarmı hissettiğiniz için kendinizi terk etmeyi bıraktığınızda başlar.