
Makale
En Gürültülü "Ya Şöyle Olursa" Endişelerinizi Susturacak 5 Kelime
Sıkıntılı düşüncelerinizle savaşmanıza veya onları düzeltmenize gerek yoktur. Düşüncelerinizi adlandırdığınızda, onlarla aranızda bir mesafe oluşturursunuz. Siz ve düşünceleriniz arasında ne kadar çok alan yaratırsanız, onlara itaat etme ihtiyacını o kadar az hissedersiniz.

En Gürültülü "Ya Şöyle Olursa" Endişelerinizi Susturacak 5 Kelime
Zihninizle savaşmadan, döngülerinizden dışarı çıkmanıza yardımcı olan basit bir ifade.
Temel Noktalar
Sıkıntılı düşüncelerinizle savaşmanıza veya onları düzeltmenize gerek yoktur.
Düşüncelerinizi adlandırdığınızda, onlarla aranızda bir mesafe oluşturursunuz.
Siz ve düşünceleriniz arasında ne kadar çok alan yaratırsanız, onlara itaat etme ihtiyacını o kadar az hissedersiniz.
"Şöyle bir düşünce geçiyor içimden..." Ben bu yazıyı yazarken, bazı okuyucular buna benim kadar değer vermeyebilir. Bu beş kelime, şöyle bir düşünce geçiyor içimden, kulağa pek de önemli bir şeymiş gibi gelmeyebilir. Ancak bu kelimeler, saygın bir yaklaşım olan Kabul ve Kararlılık Terapisi'nin (ACT) ilkelerinden gelmektedir ve kaygılı düşüncelerle olan ilişkinizi temelden değiştirebilirler. Ve bununla, ilişkinizin çok daha iyiye doğru değişeceğini kastediyorum.
Bir çocuk "Ya yarınki sınavımdan kalırsam?" dediğinde veya bir genç "Ya benim tuhaf olduğumu düşünürlerse" diye bir sarmala girdiğinde ya da bir yetişkin yatakta uyanık kalıp "Ya yarın bir şeyler ters giderse?" diye takıntı yaptığında, ortak payda "birleşme"dir (fusion). Bununla kastettiğim, düşüncenin bir düşünce gibi hissettirmemesidir. Aksine, bir gerçekmiş gibi hissettirir.
Olumsuz Düşünceler Sorun Değildir — Sorun Onlara Yakalandığınızda Başlar
Sorun olumsuz düşüncelere sahip olmak değildir; sorun onlara yakalandığınızda, bunların sizinle veya durumunuzla ilgili kesin suçluluk kararları olduğuna inanmanızdır. Dolayısıyla, kendi düşünceme dönersek; "Bazı okuyucular bu yazıya benim kadar değer vermeyebilir", kendime bunun sadece sahip olduğum bir düşünce olduğunu söyleyeceğim. Bu basit ama güçlü değişim, bunun sadece bir düşünce olduğunu fark etmemi sağlar. Onu daha olumlu bir düşünceyle değiştirmeye çalışmayacağım. Hayır, sadece bu kelimeleri —"Şöyle bir düşünce geçiyor içimden..."— kullanacağım; bu da zihinsel gürültü ile aramda anlamlı küçük bir mesafe bırakmama izin verecek.
Öyleyse, siz de denemeye ne dersiniz? "Ya kendimi utandırırsam?" demek yerine şunu demeyi deneyin: "Kendimi utandırabileceğime dair bir düşünce geçiyor içimden."
Bu Beş Kelimenin Havalı Adı Bilişsel Ayrışmadır
ACT'de, düşüncelerinizden geri adım atma sürecine "bilişsel ayrışma" (cognitive defusion) denir. Bu, düşüncelerin içine çekilmek yerine onlardan bir alan yaratma becerisidir. Bu çok önemlidir çünkü "ya şöyle olursa" düşüncesi her yaştan insanı sessizce felç edebilir. Küçük çocukların yeni bir şey denemeden önce donup kaldığını, gençlerin sosyal ortamlardan kaçındığını veya yetişkinlerin kararları ertelediğini ya da kendilerini tükenene kadar aşırı analiz ettiğini gördüm.
Olumsuz düşüncelerinize bu kadar prangalı hissetmemek duygusal sağlığınız için çok daha iyi olmaz mıydı? "Şöyle bir düşünce geçiyor içimden..." kelimeleri sizi özgür kılacaktır. Bu kelimeler bir çocuğun sınava girmesine, bir gencin kalabalık bir okul koridorunda yürümesine veya bir yetişkinin özgeçmişini göndermek istediğinde "gönder" tuşuna basmasına olanak tanır.
Zorlayıcı Düşüncelerle Yaşamayı Öğrenmek Onların Sesini Kısar
Danışanlarımla yaptığım çalışmalarda ve Freeing Your Child From Overthinking kitabımda vurguladığım gibi, ilerlemek için "ya şöyle olursa" düşüncelerini yok etmemize gerek yok. Sadece onlarla nasıl ilişki kurduğumuzu değiştirmemiz gerekiyor. Bu yüzden zihniniz bir dahaki sefere dönmeye başladığında, nazikçe kendinize şunu söyleyin: "Şöyle bir düşünce geçiyor içimden...". Sesin tamamen yok olmadığını ancak hafiflediğini fark edebilirsiniz. Sorunlu düşünceleriniz tarafından daha az boğulduğunuzda ve onlara daha az bağlandığınızda, onların etrafından dolanabilir ve artık olduğunuz yerde çakılıp kalmazsınız.
Yazar
Jeffrey Bernstein Ph.D.
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

POZİTİF İÇ KONUŞMA MI !?
Kaygı anında korkuyla mantıksal tartışmaya girmek işe yaramaz. Çözüm, önce korkuyu ve rahatsızlığı dürüstçe kabul etmek; ardından içsel diyaloğu bir cesaretlendirme (tezahürat) moduna geçirmektir. Kendinizi ikna etmeye çalışmak yerine "Bu çok zor ama bununla başa çıkabilirim" diyerek destek olun. Bu yaklaşım, sahte bir yatışma arayışından uzaklaşıp gerçek kabule ve toleransa dayalı bir iyileşme adımı atmanızı sağlar.

Benim Durumum Farklı!
Tıbbi teşhisler semptomlara ne ad verileceğini söyler; ancak bedenin neden alarm verdiğini açıklamakta yetersiz kalır. CFS, IBS, MCAS veya kronik ağrı gibi farklı etiketlerin altında aynı süreç yatar: Koruma modunda sıkışmış tek bir sinir sistemi. İyileşme, her bir semptomu (su birikintisini) ayrı ayrı kovalamakla değil; duyarsızlaştırma ilkeleriyle sinir sistemine güvende olduğunu gösteren yeni deneyimler sunarak bu koruma döngüsünü tersine çevirmekle gerçekleşir.

İyileşme Yolculuğumun Dönüm Noktası
yileşme yolculuğunun en büyük dönüm noktası, semptomları yok etmeye çalışmak yerine koşulsuz kabul etmektir. Kabul, geçsin diye yapılan bir pazarlık değil; rahatsızlıkla kurulan ilişkideki radikal bir eksen kaymasıdır. Panik anında nötr kalabilmek, düşüncelerle savaşmamak ve "Bu his kalsa da hayatıma devam edeceğim" diyebilmek sinir sistemine güven verir. Semptomların kalsa da gitse de önemsizleştiği bu teslimiyet, kaygının gücünü yavaşça kırar.