
Makale
İyileşmiş Halde Kalmak (Kalıcı İyileşme)
Kalıcı iyileşme, anksiyetenin tamamen yok olması değil, "anksiyete kaynaklı acılardan" özgürleşmektir. Stres ve kaygı hayatta kaçınılmazdır; ancak bunu kronik bir anksiyete durumuna dönüştüren şey bizim korku tepkimizdir. Kalıcı olarak iyileşenler, semptomlara yönelik korkularını tamamen kaybederek "yüzleşmeyi ve kabul etmeyi" varsayılan (default) tepki haline getiren yenilmez bir iç ses inşa ederler. Üzerine ikinci bir korku eklenmediğinde, kaygı kendiliğinden solup gider.

İyileşmiş Halde Kalmak (Kalıcı İyileşme)
Bunca yıl acı çektikten sonra, iyileşmeye ve iyileşmiş halde kalmaya kararlıydım.
İyileşme sürecim boyunca, iyileştiklerini düşünen ancak anksiyetenin en az eskisi kadar kötü bir şekilde geri döndüğünü gören pek çok anksiyete mağduruyla karşılaştım. Uzun süreli bir huzur döneminin tadını çıkarmış oldukları için bu durum onlar adına özellikle yıkıcıydı.
Herkes iyileşmesinin kalıcı olmasını ister; ancak iyileşmiş halde kalabilmek, belirli bir adımın atılmasını gerektirir. O adım atılmadığında, büyük bir hayat krizi meydana geldiğinde anksiyete durumuna geri dönmek son derece olasıdır.
Tamamen iyileşen ve nüks (relapse) yaşamayan kişiler, bunun nedeninin doğru iç seslerini yeterince inşa etmiş olmaları olduğunu söylediler. Başka bir deyişle onlar; ne kadar güçlü olursa olsun her türlü kaygılı düşünce veya duyguya karşı geliştirdikleri varsayılan (default) tepkiyi "yüzleşmek ve kabul etmek" haline getirdiler. Anksiyetenin semptomlarına ve duyumlarına olan korkularını tamamen kaybetmişlerdi; bu sayede, üzerine ikinci korkuyu (second fear) eklemeden, her türlü anksiyete ile her zaman yüzleşebiliyor ve ona izin verebiliyorlardı.
Bunu o kadar çok kişiden duydum ki, bunun bir zorunluluk olduğuna ve eğer iyileşmiş halde kalmak istiyorsam benim de aynı şeyi yapmam (yenilmez bir doğru iç ses inşa etmem) gerektiğine karar verdim.
Sadece mevcut anksiyetemden kurtulmanın peşinde değildim. Hayatımın geri kalanını anksiyete kaynaklı acılardan (anxious suffering) özgür bir şekilde yaşamak istiyordum.
"Anksiyeteden özgür" demediğime, "anksiyete kaynaklı acılardan özgür" dediğime dikkat edin. Çünkü bu dünyada olduğumuz sürece zaman zaman stres ve anksiyete deneyimleyeceğiz. Bunlar tıpkı açlık, susuzluk, yorgunluk vb. gibi doğaldır ve onlarla savaşmadığımız veya onlardan kaçmadığımız sürece herhangi bir acıya neden olmazlar.
İşin Özü (The Bottom Line)
Normal stresi ve anksiyeteyi, bir "anksiyete durumuna" ve "anksiyete kaynaklı acıya" dönüştüren şey bizim korku tepkimizdir.
O tepki olmadığında, bunlar, onlara neden olan durum çözüldüğünde kendiliğinden doğal bir şekilde solup giden normal duygulardır.
Yazar
Carl James
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

POZİTİF İÇ KONUŞMA MI !?
Kaygı anında korkuyla mantıksal tartışmaya girmek işe yaramaz. Çözüm, önce korkuyu ve rahatsızlığı dürüstçe kabul etmek; ardından içsel diyaloğu bir cesaretlendirme (tezahürat) moduna geçirmektir. Kendinizi ikna etmeye çalışmak yerine "Bu çok zor ama bununla başa çıkabilirim" diyerek destek olun. Bu yaklaşım, sahte bir yatışma arayışından uzaklaşıp gerçek kabule ve toleransa dayalı bir iyileşme adımı atmanızı sağlar.

Benim Durumum Farklı!
Tıbbi teşhisler semptomlara ne ad verileceğini söyler; ancak bedenin neden alarm verdiğini açıklamakta yetersiz kalır. CFS, IBS, MCAS veya kronik ağrı gibi farklı etiketlerin altında aynı süreç yatar: Koruma modunda sıkışmış tek bir sinir sistemi. İyileşme, her bir semptomu (su birikintisini) ayrı ayrı kovalamakla değil; duyarsızlaştırma ilkeleriyle sinir sistemine güvende olduğunu gösteren yeni deneyimler sunarak bu koruma döngüsünü tersine çevirmekle gerçekleşir.

İyileşme Yolculuğumun Dönüm Noktası
yileşme yolculuğunun en büyük dönüm noktası, semptomları yok etmeye çalışmak yerine koşulsuz kabul etmektir. Kabul, geçsin diye yapılan bir pazarlık değil; rahatsızlıkla kurulan ilişkideki radikal bir eksen kaymasıdır. Panik anında nötr kalabilmek, düşüncelerle savaşmamak ve "Bu his kalsa da hayatıma devam edeceğim" diyebilmek sinir sistemine güven verir. Semptomların kalsa da gitse de önemsizleştiği bu teslimiyet, kaygının gücünü yavaşça kırar.