
Makale
Kaygılı Çocuğunuz Asıl Sorun Değil. Sorun, Sizin Verdiğiniz Güvenceler
Ebeveynlerin çocuklarına verdiği sürekli güvenceler, kaygıyı anlık yatıştırsa da uzun vadede büyütür. Beyin, belirsizliğin tehlikeli olduğunu ve dış desteğe muhtaç olduğunu öğrenir. Hedef belirsizliği yok etmek değil, tolere etmektir. Çözüm için "Adlandır ve Evcilleştir" tekniği uygulanır. Çocuk, "Endişeli beynim yine senaryo yazıyor" diyerek kalıbı adlandırdığında mesafe kazanır. Sorun çocuğun kaygısı değil, ebeveynin sürekli araya giren kurtarma alışkanlığıdır.

Kaygılı Çocuğunuz Asıl Sorun Değil. Sorun, Sizin Verdiğiniz Güvenceler
İyi niyetli ebeveynler anksiyeteyi nasıl körüklüyor ve bunu durdurmanın üç yolu.
Ana Noktalar
Verilen her güvence (reassurance), çocuğunuzu daha fazla aşırı düşünmesi için eğitir —tıpkı aşırı düşünme salonunda yapılan "antrenman tekrarları" (reps) gibi.
Hedef, çocuklarınıza "ya şöyle olursa" (what if) senaryolarını nasıl yok edeceklerini öğretmek değildir.
Kalıbı adlandırmak, aşırı düşünmenin üzerlerindeki pençesini gevşetmeye yardımcı olur.
Çoğu ebeveyn, çocuğun her sorusunu derinlemesine ve dikkatlice yanıtlayarak anksiyete problemini çözdüğünü zanneder. Oysa verilen her güvence, aşırı düşünme spor salonunda yapılan "küçük birer antrenman tekrarına" dönüşür. Çocuğun beyni, belirsizliğin tehlikeli olduğunu ve bunu kendisi adına her zaman bir başkasının çözeceğini öğrenir.
Örneğin, sekiz yaşındaki Josh gece yatarken annesine sorar: "Ya bu gece yangın çıkarsa?" Annesi Chloe, evde duman dedektörleri olduğunu, kaçış planlarını ve güvenlik ihtimallerinin ne kadar yüksek olduğunu vurgulayarak Josh’ın içini rahatlatır. Josh, zihnindeki o bir sonraki "ya şöyle olursa" sarmalı tekrar çok yüksek sesle bağırana kadar, yaklaşık on dakika boyunca sakinleşmiş ve tatmin olmuş hisseder. Ya da babası attığı mesaja kırk dakika boyunca geri dönmediğinde "Bana kızdılar mı?" moduna giren on üç yaşındaki Piper'ı düşünelim. Piper'ın içini rahatlatmaya çalışan babası ona, "Endişelenecek hiçbir şeyin yok" der; ta ki bir sonraki mesaj gecikmesi krizi Piper'ın dünyasını çok daha şiddetli bir şekilde sarsana kadar.
Ebeveynler İçin 3 Kritik Nokta
Çocuğunuz sizden içini rahatlatacak bir güvence beklerken aksini yapmak mantığa ters görünse de, lütfen şunu göz önünde bulundurun: Sizin verdiğiniz güvence, genellikle uzun vadeli bedelleri olan kısa vadeli bir çözümdür. O anı yatıştırır ancak belirsizlik karşısında rahatlamayı içsel olarak bulmak yerine, dışarıdan arama şeklindeki sinirsel alışkanlığı güçlendirir.
İkinci noktam, çocukların daha az endişeye değil, endişeleriyle daha farklı bir ilişki kurmaya ihtiyaçları olduğudur. Hedef, çocuklarınıza "ya şöyle olursa" senaryolarını nasıl tamamen ortadan kaldıracaklarını öğretmek değildir; aksine, bu senaryoları tolere etmeyi ve belirsizlikle her karşılaştıklarında sizin bir "acil durum müdahale ekibi" gibi yardıma koşmanıza ihtiyaç duymadıklarını anlamalarını sağlamaktır. Bu, çocuklarınızın düşüncelerini etkisiz hale getirmeye (nötrlemeye) çalışmadan, onları kabul etmeyi öğrenebilecekleri anlamına gelir.
Üçüncü noktam ise aşırı düşünmenin sadece çocuğa ait bir kişilik özelliği değil, ailevi bir kalıp olduğudur. Kaygılı aşırı düşünme, genellikle bir ebeveynin başa çıkma (coping) tarzını aynalar. Bu durum, müdahale edilmesi gereken asıl noktanın çocuğun aşırı düşünmesi değil, ebeveynlerin bu duruma verdiği tepkiler olabileceğini gösterir.
Aşırı Düşünen Çocuğunuza Sağlıklı Bir Şekilde Nasıl Yardımcı Olursunuz?
Çocukların yarışan düşünceleri hakkında pek çok şey yazıldığını gördüm ancak onlara yardımcı olacak çok az pratik araç sunuluyor. Bu konudaki en değerli araçlardan biri "Adlandır ve Evcilleştir" (Name It To Tame It) tekniğidir. Bu teknik, çocuğunuza endişenin kendisini etiketlemeyi öğretir (Örn: "Bak, bu benim endişeli beynim; yine 'ya şöyle olursa' eylemini yapıyor ve şu an kontrolü ele geçirmeye çalışıyor.").
Çocuğunuzu Aşırı Düşünmekten Kurtarmak (Freeing Your Child From Overthinking) adlı kitabımda da detaylıca açıkladığım gibi; sorunu çözmeye çalışmak yerine kalıbı adlandırmak, aşırı düşünmenin üzerlerindeki pençesini gevşetmeye yardımcı olur. Bu küçük bir vites değişimidir ancak çocukların, korkularıyla tek başlarına yüzleşiyormuş gibi hissetmeden bu zihinsel döngüyü kesintiye uğratmalarını sağlar.
Yazar
Jeffrey Bernstein Ph.D.
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

POZİTİF İÇ KONUŞMA MI !?
Kaygı anında korkuyla mantıksal tartışmaya girmek işe yaramaz. Çözüm, önce korkuyu ve rahatsızlığı dürüstçe kabul etmek; ardından içsel diyaloğu bir cesaretlendirme (tezahürat) moduna geçirmektir. Kendinizi ikna etmeye çalışmak yerine "Bu çok zor ama bununla başa çıkabilirim" diyerek destek olun. Bu yaklaşım, sahte bir yatışma arayışından uzaklaşıp gerçek kabule ve toleransa dayalı bir iyileşme adımı atmanızı sağlar.

Benim Durumum Farklı!
Tıbbi teşhisler semptomlara ne ad verileceğini söyler; ancak bedenin neden alarm verdiğini açıklamakta yetersiz kalır. CFS, IBS, MCAS veya kronik ağrı gibi farklı etiketlerin altında aynı süreç yatar: Koruma modunda sıkışmış tek bir sinir sistemi. İyileşme, her bir semptomu (su birikintisini) ayrı ayrı kovalamakla değil; duyarsızlaştırma ilkeleriyle sinir sistemine güvende olduğunu gösteren yeni deneyimler sunarak bu koruma döngüsünü tersine çevirmekle gerçekleşir.

İyileşme Yolculuğumun Dönüm Noktası
yileşme yolculuğunun en büyük dönüm noktası, semptomları yok etmeye çalışmak yerine koşulsuz kabul etmektir. Kabul, geçsin diye yapılan bir pazarlık değil; rahatsızlıkla kurulan ilişkideki radikal bir eksen kaymasıdır. Panik anında nötr kalabilmek, düşüncelerle savaşmamak ve "Bu his kalsa da hayatıma devam edeceğim" diyebilmek sinir sistemine güven verir. Semptomların kalsa da gitse de önemsizleştiği bu teslimiyet, kaygının gücünü yavaşça kırar.