Makalelere geri dön
7 Haftada BDT - 5. Hafta: Zaman ve Görev Yönetimi

Makale

7 Haftada BDT - 5. Hafta: Zaman ve Görev Yönetimi

Seth J. Gillihan, PhD27 Kasım 2016

"7 Haftada BDT" kitabının beşinci haftası, Zaman Yönetimi ve erteleme alışkanlığını kırmaya odaklanır. Erteleme, geçici bir rahatlık sağladığı için tehlikeli bir döngüdür: KAÇINMA -> RAHATLAMA. Ancak bu süreç arkada sürekli bir huzursuzluk bırakır. Döngüyü kırmanın yolu, motivasyon beklemeden eyleme geçerek GÖREVİ TAMAMLAMA -> TATMİN OLMA bağını kurmaktır. Görevleri planlayıp bitirmek, "Asla yetiştiremeyeceğim" diyen olumsuz inançları da doğrudan çürütür.

Paylaş:

7 Haftada BDT - 5. Hafta: Zaman ve Görev Yönetimi

Bu yazı, Retrain Your Brain: Cognitive Behavioral Therapy in 7 Weeks (Beyninizi Yeniden Eğitin: 7 Haftada Bilişsel Davranışçı Terapi) adlı kitabımdaki her haftaya eşlik eden serinin beşincisidir. 5. Hafta, basılı kitapta sayfa 127'de başlamaktadır.

Bu 7 haftalık programda bitime sadece iki hafta kala, şu an Zaman ve Görev Yönetimi üzerinde çalışıyorsunuz.

Çoğu insan gibiyseniz, siz de yoğun bir hayat yaşıyorsunuzdur ve her şeye zaman bulmak zor olabilir. Hayatınız zaten yeterince yoğun değilmiş gibi, bir de bu program ciddi bir zaman yatırımı (ve tabii ki çokça sıkı çalışma) gerektirebilir. Tüm bunları araya nasıl sıkıştıracağınızı merak ediyor olabilirsiniz: İlgi çekici görevleri planlamak, düşüncelerinizi izleyip onlara meydan okumak ve şimdi de zaman yönetimi üzerinde çalışmak...

Bu noktada "resme uzaktan bakmak" (zoom out) ve tüm bu parçaların nasıl bir araya gelebileceğini düşünmeye başlamak yardımcı olabilir. (7. Hafta, üzerinde çalıştığınız her şeyi birbirine entegre etmeye ayrılacaktır.)

Eğer tüm bu unsurların ortak bir noktası varsa, o da zamanınızdır. 5. Hafta'da yazdığım gibi, zaman yönetimi aslında sahip olduğumuz sınırlı zamanı —bu ister bir saat, ister bir gün, isterse bir ömür olsun— en iyi nasıl kullanacağımıza karar vermekle ilgilidir.

Bu haftayı yapılacaklar listesindeki (To Do list) "başka bir görev" olarak düşünmek yerine, onu yaptığınız tüm diğer çalışmaları organize edecek bir araç olarak çerçevelemeyi deneyin. Dolayısıyla zaman ve görev yönetimi; ödüllendirici aktiviteleri planlamanın yanı sıra düşüncelerinizi incelemek için zaman ayırmanın da ayrılmaz bir parçasıdır.

Benzer şekilde, kitapta da belirttiğim gibi, 2. Hafta'dan (Hayata Geri Dönmek) itibaren üzerinde çalıştığınız araçların tümü bu 5. Hafta için de geçerlidir. Örneğin, aktivite ne olursa olsun, onu tamamlamak için belirli bir zaman planlamak (eğer mümkünse) muazzam bir fayda sağlar.

Aktivite planlaması ve zaman yönetimi boyunca ne tür düşüncelerin ortaya çıktığını da fark edebilirsiniz. Örneğin, "Bunların hepsini asla bitiremeyeceğim" gibi umutsuz düşünceleriniz var mı? Planlama ile ilgili bu düşünceleri, geçen haftanın teknikleriyle (Olumsuz Düşünce Kalıplarını Kırmak) ele alabilirsiniz.

Ayrıca, davranışlarınızın bazı düşünceleriniz üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu da fark etmeye başlayabilirsiniz. Örneğin, "Bunların hepsini asla bitiremeyeceğim" gibi bir düşünceye karşı, görevlerinizi planlamak ve sistematik olarak tamamlamak bu inancın doğrudan aksini kanıtlar (çelişir).

Duygular, düşünceler ve davranışlar arasındaki ilişkilerin BDT modeli. (Retrain Your Brain, s. 20)

Bu çalışmada elinizden geldiğince sadeliği, basitliği bulmayı hedefleyin. Her şey gerçekten de birbiriyle bağlantılıdır. Duygu, düşünce ve davranıştan oluşan BDT modelini sevmemin bir nedeni de budur; çünkü bize bu unsurlar arasındaki içsel bağları hatırlatır.

BDT'de her şeyi parçalara ayırmak faydalı olsa da, kendimize tüm bu çalışmaların tek bir şey için olduğunu hatırlatabiliriz: Bu hayatı deneyimlememize ve ondan keyif almamıza izin vermek. Eğer bunu yapabiliyorsak, geriye başka ne kalır ki?

İşte size küçük bir ipucu (spoiler alert): 7. Hafta'da bu program boyunca yaptığınız yolculuğun bir değerlendirmesini yapacak ve temel çıkarımlarınızı bir araya getireceksiniz. Eğer henüz yapmadıysanız, arkadaki "Notlar" bölümüne bunlardan bazılarını şimdiden karalamaya başlamayı düşünebilirsiniz. Bu sayede sizin için neyin öne çıktığını hatırlamanız daha kolay olacaktır.

Kaçınma Alışkanlığını Kırmak

Bu haftanın en büyük zorluklarından biri; görevleri ya nahoş göründükleri için ya da onları yapacak motivasyonumuz olmadığı için (veya her ikisi birden) erteleme ve onlardan kaçınma eğilimimizi kırmaktır. Kaçınmanın getirdiği maliyeti genellikle hafife alırız; oysa kaçınmak bize ne bir şeyi bitirmenin tatminini verir ne de onu ertelerken içimizin rahat olmasını sağlar. Bu yüzden, ne kadar tatminsiz bir süreç olduğu düşünüldüğünde, erteleme (procrastination) davranışının bu denli kalıcı olmasını anlamak bazen zor olabilir.

Bu haftanın yeni materyali, tam olarak bu kaçınma alışkanlığını hedef almaktadır; çünkü kaçınma, kişiyi tatmin etmediği halde kendi kendini güçlü bir şekilde besleyen (perpetuating) bir yapıya sahiptir.

Örneğin, temizlenmesi gereken kirli bir mutfağım varsa ve kendimi bunalmış hissediyorsam, bunu her düşündüğümde bunun ne kadar zor olacağını hayal ederek muhtemelen bir dehşet dalgası hissedeceğim. Hoş görmediğim bir şeyle uğraşmak yerine televizyon izlemeye (ya da bulaşık yıkamak yerine her ne yapıyorsam ona) devam etmeyi seçerek, muhtemelen nahoş gördüğüm bir şeyle yüzleşmek zorunda kalmamanın verdiği bir rahatlama hissedeceğim. Ancak aynı zamanda, mutfağı hala temizlemem gerektiğini hatırlamaya devam edeceğim ve bunu ertelediğim sürece o olumsuz duyguyu tekrar tekrar deneyimleyeceğim.

Eğer işleri erteleme alışkanlığım varsa, hayatım boyunca binlerce kez şu döngüyü deneyimlemişimdir: KAÇINMA → RAHATLAMA. Sonuç olarak, gelecekte de fırsat bulduğumda kaçınma olasılığım daha yüksek olacaktır.

Görevlerimizin üzerine şimdi giderek, sadece kaçınma davranışını pekiştirmeyi durdurmakla kalmayız, aynı zamanda şu yolu da güçlendiririz: GÖREVİ TAMAMLAMA → TATMİN OLMMA. Böylece gelecekte görevlerimizi tamamlama olasılığımız daha yüksek olur.

Bu hafta, bir görevi bitirdiğinizde nasıl hissettiğiniz ile ondan kaçınırken nasıl hissettiğinizi kıyaslayarak farkı gözlemleyin. Neyin bizi mutlu edeceğini tahmin etme konusunda genellikle pek iyi değilizdir ve bir şeyi tamamlamış olmanın ne kadar tatmin edici hissettireceğini hafife alabiliriz.

Harika bir hafta geçirmeniz dileğiyle. Bu çalışmaya devam ederken her şey gönlünüzce olsun.

S

Yazar

Seth J. Gillihan, PhD

Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.

İlgili Diğer Makaleler

Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

POZİTİF İÇ KONUŞMA MI !?

POZİTİF İÇ KONUŞMA MI !?

Kaygı anında korkuyla mantıksal tartışmaya girmek işe yaramaz. Çözüm, önce korkuyu ve rahatsızlığı dürüstçe kabul etmek; ardından içsel diyaloğu bir cesaretlendirme (tezahürat) moduna geçirmektir. Kendinizi ikna etmeye çalışmak yerine "Bu çok zor ama bununla başa çıkabilirim" diyerek destek olun. Bu yaklaşım, sahte bir yatışma arayışından uzaklaşıp gerçek kabule ve toleransa dayalı bir iyileşme adımı atmanızı sağlar.

Drew Linsalata16 Ağustos 2026
Benim Durumum Farklı!

Benim Durumum Farklı!

Tıbbi teşhisler semptomlara ne ad verileceğini söyler; ancak bedenin neden alarm verdiğini açıklamakta yetersiz kalır. CFS, IBS, MCAS veya kronik ağrı gibi farklı etiketlerin altında aynı süreç yatar: Koruma modunda sıkışmış tek bir sinir sistemi. İyileşme, her bir semptomu (su birikintisini) ayrı ayrı kovalamakla değil; duyarsızlaştırma ilkeleriyle sinir sistemine güvende olduğunu gösteren yeni deneyimler sunarak bu koruma döngüsünü tersine çevirmekle gerçekleşir.

Shaan Kassam05 Ağustos 2026
İyileşme Yolculuğumun Dönüm Noktası

İyileşme Yolculuğumun Dönüm Noktası

yileşme yolculuğunun en büyük dönüm noktası, semptomları yok etmeye çalışmak yerine koşulsuz kabul etmektir. Kabul, geçsin diye yapılan bir pazarlık değil; rahatsızlıkla kurulan ilişkideki radikal bir eksen kaymasıdır. Panik anında nötr kalabilmek, düşüncelerle savaşmamak ve "Bu his kalsa da hayatıma devam edeceğim" diyebilmek sinir sistemine güven verir. Semptomların kalsa da gitse de önemsizleştiği bu teslimiyet, kaygının gücünü yavaşça kırar.

Shaan Kassam23 Temmuz 2026