
Makale
İyileşme bir takas süreci değildir!
İyileşmeyi "Bunu yaparsam semptomum geçer" şeklinde bir ticari takas gibi görmek, sinir sistemini kontrol ve çaba döngüsünde tutar. İyileşme zorla alınmaz; tohum ekmek gibidir, sürekli kontrol edilmez. Sinir sistemi taleplere değil, rahatlığa yanıt verir. Gerçek kırılma noktası iyileşmeye çalışmayı bırakıp hayatı merkeze almaktır.

İyileşme bir takas süreci değildir!
İnsanlar iyileşmeyi bir alışveriş (ticari bir takas) gibi görüyor.
Semptomlarını düzeltmek için her şeyi denediler ve hiçbiri işe yaramadı.
Bu yüzden öğrettiğim ilkeleri; yani mücadeleyi bırakma ve hayatlarını güçlendirecek şekilde yanıt verme ilkelerini öğrendiklerinde, buna eski başa çıkma koltuk değneklerinde kullandıkları enerjinin aynısıyla yaklaşıyorlar.
Mücadeleyi bırakmaya çalışıyorlar ama semptomlar hâlâ orada diye öfkeleniyorlar.
Yanıt veriyorlar ama anksiyetenin neden henüz geçmediğini merak ediyorlar.
İşte bu, takas zihniyetidir: "Bunu yaparsam, iyileşirim."
Fakat bu hâlâ bir "yapma/çabalama" enerjisidir.
Ve bunun bir kısmı benim hatam.
Ben bu süreçle boğuşurken, ortalıkta iyileşmenin mümkün olduğunu söyleyen hiç kimse yoktu. Tek duyduğum şey şuydu: "Sen de mi bununla mücadele ediyorsun? Ben de. Bu işte beraberiz." Bu bana yardımcı olmadı. Sadece işleri daha da kötüleştirdi.
Ama şimdi ben iyileşmenin mümkün olduğunu söylediğimde, insanlar onu çekip almaya çalışıyor. Sanki yakalayıp talep edebileceğiniz bir şeymiş gibi.
İyileşme zorla alınmaz. Duyarsızlaşma (desensitizasyon) sizin "yaptığınız" bir eylem değildir; başınıza gelen, kendiliğinden gelişen bir şeydir.
Olay, "Ben bunu yapıyorum, şimdi bana iyileşmemi verin" değildir.
Daha çok bir tohum ekmeye benzer.
Bir tohumu ektikten sonra büyüyüp büyümediğini kontrol etmek için her gün toprağı kazıp çıkarmazsınız. Onu ekersiniz, sularsınız ve sürece güvenirsiniz. Büyüme, siz göremediğiniz anlarda bile yüzeyin altında gerçekleşir.
İyileşme de aynı şekilde çalışır.
Her cesaretle yanıt verdiğinizde, semptomlara rağmen gününüze her devam ettiğinizde, kaçınmak yerine her hayatı seçtiğinizde o tohumu sulamış olursunuz. Ancak "İşe yaradı mı? Semptomlarım geçti mi artık?" diye kontrol ettiğiniz anda, kendinizi tekrar o takas döngüsünün içine çekmiş olursunuz.
Sinir sistemi taleplere yanıt vermez. Rahatlığa ve akışa yanıt verir. Ve bu rahatlık sergilediğiniz bir performans değildir; sinir sisteminizin zaman içinde, deneyim yoluyla öğrendiği bir şeydir.
Dolayısıyla, eğer her şeyi doğru yapıyor ama yine de hiçbir şeyin değişmediğini hissediyorsanız, kendinize şu tek soruyu sormanızı istiyorum: Yaşıyor musunuz, yoksa iyileşmeye mi çalışıyorsunuz?
Çünkü iyileşenler, iyileşmeye en sert şekilde odaklananlar değildir. İyileşmeyi hayatlarının merkezine koymayı bırakıp, hayatın kendisini merkezlerine alanlardır.
İşte o kırılma noktası tam olarak budur. Ve her şeyi değiştirir.
Eğer iyileşmeye bir takas muamelesi yapmayı bırakıp gerçekten yaşamaya başlamaya hazırsanız, programın nasıl yapılandırıldığını aşağıdan inceleyin. Birlikte inşa ettiğimiz zihniyet tam olarak budur ve iyileşen insanları takılıp kalanlardan ayıran şey de işte buradadır.
Yazar
Shaan Kassam
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Anksiyete yolculuğu nasıl pozitiflik barındırır ki?!
Anksiyete romantize edilemeyecek kadar zor bir deneyimdir; çünkü insanı kendine karşı savaştırır ve en ilkel hayatta kalma içgüdülerine meydan okur. Ancak kaçma dürtüsüne rağmen anda kalabilmek ve zayıf hissederken bile cesaret göstermek kişiyi dönüştürür. Bu sürecin asıl hediyesi anksiyetenin kendisi değil; onunla yüzleşirken inşa ettiğimiz öz-güven, içsel dayanıklılık ve bu zorluğu karşılama biçimimiz sayesinde dönüştüğümüz o dirençli insandır.

Sorun Semptomlarınız Değil, Onunla Kurduğunuz İlişki!
Semptomlarla savaşmak ve onlardan kaçınmak, sinir sistemine o hislerin tehlikeli olduğu kanıtını verir. İnsanı asıl tutsak eden semptomlar değil; gününü ve kararlarını onlara göre şekillendirerek hayatın direksiyonunu devretmesidir. İyileşme, semptomların bitmesini beklemekle olmaz. Denetim odağını geri alıp hisler odadayken bile yaşamaya devam ederek sinir sistemine korunacak bir tehdit olmadığını göstermek, bu kısır döngüyü kalıcı olarak kırar.

Otopilottan Seçime
Sürekli otopilotta olmak bizi sorgulanmamış alışkanlıkların kısır döngüsüne hapseder ve seçim özgürlüğümüzü unutturur. Günlük sıradan bir eylemi (örneğin bir kalemi almayı) normalden dört kat daha yavaş yapmak, dikkatimizi yeniden eğitmeyi sağlar. Eylemi yavaşlatmak, gözden kaçan his ve detayları görünür kılarak zihne esneklik kazandırır. Otopilot kalıplarını yakalamak, hayatımıza yön veren irade ve seçme gücünü bize yeniden kazandıran en önemli adımdır.