
Makale
Kabul Yaklaşımı
Kabul yaklaşımı, anksiyeteden kalıcı olarak kurtulmanın yoludur. İlk adım, hislerden kaçmak yerine onlarla yüzleşmektir. İkinci adımda, semptomlara yargılamadan izin verilir ve zihinsel düşünceler duymazdan gelinir. Üçüncü adım, bedeni gevşetip hayatı akışına bırakarak kontrolü teslim etmektir. Dördüncü adım, sabırla zamanın geçmesine izin vermektir. Beşinci adım, iyileşmek için kendimize nazik davranmaktır. Son adım ise bizi tavşan deliğinden koruyacak güçlü iç sesleri inşa etmektir.

Kabul Yaklaşımı
Anksiyeteden iyileşmeye yönelik kabul yaklaşımını bu web sitesinde “Metot” başlıklı bölümde ele almıştım. Ancak bu çok yüzeysel bir açıklamaydı. Bu yaklaşımın ilkeleri çok basit olsa da, pratikte ustalaşması kolay değildir.
“It’s Only Anxiety: How to Recover from Anxiety & Panic” (Sadece Anksiyete: Anksiyete ve Panikten Nasıl Kurtulunur) adlı kitabım bunu çok daha derinlemesine inceliyor. Ayrıca insanların bu yaklaşımı kendi hayatlarında uygulamaya çalıştıklarında karşılaştıkları birçok engeli, mücadeleyi ve tuzağı da ele alıyor.
Kabul yaklaşımını/metodunu burada tekrar etmekte fayda var. Her yazıldığında biraz daha farklı ifade edilir ve bu da beynimizin bunu biraz daha derinlemesine emmesini sağlar. Bazen belirli bir söylenme tarzı birinin zihninde taşları yerine oturtur ya da bunu dördüncü, yedinci veya yirmi üçüncü kez okuduklarında aniden onlara mantıklı gelir.
İşte Kabul Yaklaşımı’nın başka bir ifadesi:
Hazırlık
Benim kitabımı veya Claire Weekes’in kitaplarını baştan sona tekrar tekrar okuyun. Ve sonra biraz daha okuyun. Ve sonra—haftalar ve haftalarca—tekrar okuyun. Bu tekrar, düşüncenizi ve anksiyeteye karşı tutumunuzu değiştirmek için kesinlikle gereklidir.
Her şeyi bildiğinizi hissetmeniz, kitaptan bıkmış olmanız ya da artık anksiyete hakkında düşünmek istememeniz önemli değildir. Tekrar okuyun. Anksiyetenizle ve korkularınızla yüzleşmeli, iyileşmenizi engelleyen o direnci ve ataleti aşmalısınız.
1. Adım
Yüzleşin. Anksiyeteden yüz çevirmek yerine, ona doğru dönün. İçine doğru hareket edin. Anksiyete hislerine karşı duyduğunuz hoşnutsuzluğa, nefrete ya da onlardan korkma duygunuza teslim olmamaya çalışın. Onlar zararsızdır. Anksiyetenizle yüzleşmek güvenlidir.
Joseph Campbell'ın en sevdiğim sözü burada geçerlidir: “Girmeye korktuğun mağara, aradığın hazineyi saklar”. Eğer anksiyeteden iyileşmek istiyorsanız, kendinizi onun içine bırakmaya hazırlıklı olmalısınız.
2. Adım
Bu duygulara, hislere ve fiziksel semptomlara etrafta dolandıkları sürece izin verin ve onları kabul edin. Onlardan kurtulmaya çalışmayın. Geri gelmelerini engellemeye çalışmayın.
Duygularınızla ve fiziksel semptomlarınızla (hepsiyle) yargılamadan, olabildiğince tamamen ve gönüllü bir şekilde yüzleşme ve onlara izin verme pratiği yapın. Bunu yaparken endişeli düşüncelerinizi görmezden gelin. Düşünceler anlamsızdır ve sizi sadece tavşan deliğinden aşağı çeker. Hisler önemlidir ve siz doğal bir şekilde onların diğer tarafına geçene kadar tamamen deneyimlenmelidirler.
3. Adım
Teslim olun ve gün boyunca süzülün (akışına bırakın). Ne zaman gergin olduğunuzu fark ederseniz bedeninizi fiziksel olarak serbest bırakıp gevşetin.
Burası gerginliği ve beklenti anksiyetesini bırakmayı öğrendiğiniz yerdir. Burası anda yaşamayı ve hayatın önünüzde kendi yolunda akıp gitmesine izin vermeyi öğrendiğiniz yerdir. Her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmeyi ve her şeyi kendi akışına bıraktığınızda dünyanın başınıza yıkılmadığını, ölmediğinizi keşfettiğiniz yerdir. Bu, sinir sisteminizin duyarsızlaşmasını ve sakinleşmesini sağlar.
4. Adım
ZAMANIN GEÇMESİNE İZİN VERİN. İyileşme zaman alır. Sabırsız olmak aleyhinize işleyecektir. Saatleri ve takvimi ortadan kaldırın. İlerleme aramayı bırakın. Sadece pratik yapın ve zamanın geçmesine izin verin.
İyileşme kendi takvimine göre gerçekleşir ve zaman dilimi kişiden kişiye farklılık gösterir. Bununla birlikte, saatler, günler veya haftalar yerine aylarca, hatta bir veya iki yıl gibi bir süreyi düşünün. Bu kabul edilemeyecek kadar uzun bir süre gibi gelebilir, ancak iyileşmeniz tamamen tamamlanmadan çok daha önce huzur seviyenizde ve yaşam kalitenizde köklü gelişmeler deneyimleyeceksiniz. Sabırsızlık yüzünden yolculuğu yarıda keserseniz, gelecekte bir zamanda işi tamamlamak için sadece geri dönmüş olursunuz. Neden ne kadar zaman alıyorsa o kadar zaman ayırıp ilk seferinde doğru şekilde iyileşmeyesiniz ki?
5. Adım
Kendinize karşı nazik olun. Kendinize çok sevgili bir arkadaşınıza davranacağınız gibi davranın. Kendiniz için beklentilerinizi düşürün. Kendinizi yargılamayın veya eleştirmeyin. Kendinize destek olun.
Anksiyete hastaları kendilerine karşı acımasızca sert davranmalarıyla, ancak başkalarına karşı son derece şefkatli olmalarıyla bilinirler. Bunun hiçbir mantığı yoktur. Neden kendinize de en az o kadar (hatta daha fazla) nazik davranmayasınız? Çünkü derinlerde bir yerde bunu hak etmediğinizi hissediyorsunuz. Anksiyetenizden, hissetme şeklinizden ve bunu değiştiremeyişinizden utanıyorsunuz. Kendi nezaketinizi hak etmek için önce iyileşmeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama bu tamamen ters bir mantıktır. Gerçekte, hissettiğiniz utancı ortadan kaldırmak ve iyileşmek için kendinize karşı nazik olmalısınız.
6. Adım
Doğruluğun ve kabulün iç seslerini inşa edin. Bunlar, anksiyete hakkında düşünme ve ona tepki verme biçiminizde yapacağınız değişimin merkezinde yer alır.
Bu güçlü iç sesler olmadan, bir miktar huzur elde etseniz bile, yeterince tetiklendiğinizde anksiyete tavşan deliğine geri düşersiniz. Doğru şekilde güçlendirilmiş doğru iç seslerle, anksiyete karşısında her zaman doğru tepkiyi verirsiniz (kabulle yüzleşmek) ve iyileşmeniz kalıcı bir iyileşme olur. Eksiksiz ve yıkılmaz bir iyileşme gerçekleştirmek istiyorsanız bu son adım hayati önem taşır.
Yazar
Carl James
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Enerjinizi Tüketen 7 Aşırı Düşünme (Overthinking) Türü
Aşırı düşünme (overthinking) çözüme değil, zihinsel tükenişe yol açar. Bu sarmaldan çıkmanın yolu, zihnin düştüğü 7 spesifik paterni tanımaktır: Gelecek korkusu (Endişe), geçmişe takılma (Geviş getirme), sürekli tehlike arama (Tehdit izleme), her şeyi düzeltme arzusu (Çözüm modu), amansız içsel yargı (Öz-eleştiri), aşırı çekingenlik (Kendine odaklanmış dikkat) ve aniden beliren davetsiz düşünceler. Bunları fark edip adlandırmak döngüyü keser ve kontrolü geri verir.

Anksiyete ve Kaybolan Haz Döngüsünü Kırmak
Sürekli anksiyete, beyin-bedeni tüketerek haz alamama (anhedoni) sarmalını tetikler. Biyokimyası bozulan sinir sistemi, ne beynin ne de bedenin tatmin hissetmesine izin verir. Kişi, asla gerçek doyuma ulaşamayan sonsuz bir arayışa, yani "aç hayalet" döngüsüne hapsolur. Bu sefalet zincirini kırmak için üst beynimizi (farkındalığı) devreye sokmalı, küçük adımlarla sağlıklı hedonizmi seçmeliyiz. Haz bir lüks değil, biyolojik bir ihtiyaç ve zorunluluktur.

Öz Şefkat Sizin de Hakkınız!
Anksiyete anında kendimizi yargılamak, suçlamak veya utandırmak (JABS) sinir sistemine "güvende değilsin" mesajı verir. Kendini hırpalayan bu ince darbeler iyileşmeyi engeller. Çözüm, alarm veren bedeninize sırtınızı dönmek yerine korkmuş bir çocuğa yaklaşır gibi şefkat göstermektir. Kendinize "Şu an bana ne oluyor?" diye sormak, bu yıkıcı paternle aranıza mesafe koyar. İyileşme, alarm bittiğinde değil; alarmı hissettiğiniz için kendinizi terk etmeyi bıraktığınızda başlar.