Makalelere geri dön
Ne Yapacağınızın Söylenmesi NEDEN KÖTÜDÜR?

Makale

Ne Yapacağınızın Söylenmesi NEDEN KÖTÜDÜR?

Drew Linsalata16 Haziran 2026

Sosyal medyadaki "kaygıyı bitirecek 3 adım" videoları iyileşmeyi baltalar. Hazır reçeteler, bağımsız düşünmeyi köreltir ve iyileşme için şart olan deneme-yanılma süreçlerini elinizden alır. Gerçek iyileşme bir tarif değil, öğrenme deneyimidir. Terapistler koçlar gibi ne yapacağınızı dikte etmez; kendi yolunuzu bulmanıza rehberlik eder. Kimse size kendi zihninizden korkmamayı hap bilgilerle öğretemez. Çözüm; anlık rahatlama vaat eden hesapları takibi bırakmaktır.

Paylaş:

Ne Yapacağınızın Söylenmesi NEDEN KÖTÜDÜR?

Yaklaşık son 25 yıldır internetin "dünyayı değiştirmesini" izliyoruz. Şöyle bir dönüp bakınca; evet, dünya kesinlikle değişti ve internet de bunda büyük bir rol oynadı. Ancak bu değişimin, büyük teknoloji şirketlerinin (big tech) övündüğü kadar muazzam bir başarı olduğundan pek emin değilim. Evet, bir değişim yarattı; ama bu gerçekten istediğimiz ya da ihtiyaç duyduğumuz bir değişim mi?

Konumuz bağlamında —anksiyete ve ruh sağlığı— internette ruh sağlığını bir ticarete dönüştürmeye çalışan insanların sayısındaki patlamanın, bu değişimin en somut örneği olduğunu idave edebilirim. Ve bu ticaretin birincil yöntemi şudur: Kamerayı ve mikrofonu aç, DAHA İYİ HİSSETMEN İÇİN NE YAPMAN GEREKTİĞİNİ SÖYLE.

Aslında bundan önce bir ilk adım var: Kendinizi görülmüş ve anlaşılmış hissetmeniz için önce yaşadığınız deneyimi size betimlerler. SONRA DA DAHA İYİ HİSSETMEN İÇİN NE YAPMAN GEREKTİĞİNİ SÖYLERLER.

İşte bu kötüdür.

Elbette görülmek, duyulmak ve onaylanmak (validasyon) çok güzeldir. Yaşadığınız deneyim önemlidir; bu her zaman geçerlidir. Ancak insanların ruh sağlığını bir işe dönüştürdüğü o ikinci kısım, tamamen söyleneni yaparsanız rahatlayacağınız vaadine dayanır:

  • Nasıl beslenmelisiniz?

  • Elmacık kemiklerinize nasıl vurmalısınız (tapping)?

  • Nasıl meditasyon yapmalı ve topraklanmalısınız?

  • Nasıl şükretmelisiniz?

  • Hangi ürünleri veya takviyeleri satın almalısınız?

  • Hangi eğitimleri almalı, hangi kitapları okumalı ve hangi koçlarla çalışmalısınız?

  • Mutluluğu ve pozitifliği nasıl seçmelisiniz?

  • Bedeninizi tam olarak hangi spesifik şekillerde hareket ettirmelisiniz?

  • Doğru şekilde nasıl uyumalı ve nasıl uyanmalısınız?

  • Arkadaşlıklarınızı ve ilişkilerinizi nasıl yürütmelisiniz?

  • Panik atağı durdurmak için yapılması gereken 5 şey.

  • Anksiyeteniz için mutlaka yapmanız gereken 3 şey.

  • Belirli eylemlerin belirli şekillerde yapılmasının nasıl "EZBER BOZAN" (game changer) olduğu...

Kutsal olan her şey aşkına, lütfen artık bunu durdurun.

Neden Bu Kadar Kötü?

Bunun için size ilk etapta iki temel neden sunabilirim:

1. Sadece belirli adımları ve talimatları takip etmeye alışmak, kendi başınıza düşünme ve hareket etme yeteneğinizi köreltir.

Son zamanlarda, dereceye giren lise öğrencilerinin bile üniversiteye geldiklerinde okuma, yazma, düşünme ve odaklanma konularında ciddi zorluklar yaşadığına dair pek çok tartışma dönüyor. Veriler, sonsuz kaydırma (endless scrolling) özelliğinin dikkati gasp etmesi ile bilişsel becerilerdeki bu düşüş arasında oldukça güçlü bir korelasyon (henüz kesin bir nedensellik olmasa da) gösteriyor. Öğrencilerin uzun süreler boyunca detaylı ve nüanslı düşünebilmeye, aldıkları bilgiyi eleştirel bir süzgeçten geçirebilmeye ihtiyaçları var. Gün boyu zihniyetsizce içerik tüketmek, bu yeteneği eritiyor gibi görünüyor.

Kronik ve klinik düzeydeki anksiyetenin üstesinden gelmek de bilişsel çarpıtmaları, tekrarlayan kalıpları fark etmeyi; eski inanç ve çerçevelere meydan okumayı gerektiren nüanslı ve uzun vadeli bir süreçtir. Sadece hazır paketlenmiş ruh sağlığı içeriklerini tüketmek bunu yapmanıza yardımcı olmaz; aksine, bunu yapma yeteneğinizi ve hatta isteğinizi bile azaltabilir.

2. Daha iyi hissetmek için tam olarak ne yapmanız gerektiğinin söylenmesini beklemek, sizi o hayati deneyimlerden mahrum bırakır.

Eski inançları yıkmak, yeni kapasiteler keşfetmek ve dünyaya bakış açınıza yeni şemalar (schemas) yazmak için kesinlikle yapmanız gereken o deneyleme, test etme ve yaşantılama süreçlerini elinizden alır. İyileşme (recovery) tam olarak böyle çalışır. Hatta insanoğlunun öğrenmesi, büyümesi ve Neredeyse HER ŞEYİ yapması bu sayede olur!

Yapay zeka kullanımının artması ile en üst düzey üniversite öğrencilerindeki bilişsel ve entelektüel yeteneklerin gerilemesi arasında yeni ortaya çıkan bağ da bir o kadar endişe vericidir. Bilişsel keskinlik ve zihinsel beceriler için de şu kural geçerlidir: Kullanmazsan, kaybedersin (use it or lose it).

Adımları takip etmek ve şeylerin sizin yerinize yapılması, düşük sürtünmeli (low friction) ve düşük çaba gerektiren bir yoldur. Öğrenme için gerekli koşulları yaratmaz. Eğer beni yeterince uzun süredir takip ediyorsanız, anksiyeteden iyileşme sürecini bir "iyileşme/şifa" deneyimi değil, bir ÖĞRENME deneyimi olarak adlandırdığımı duyarsınız. Bu bağlamda bunun neden önemli olduğunu görebiliyor musunuz?

Bizler, gerçek deneyler yoluyla (maruz bırakmalar/exposure aslında birer deneydir) ÖĞRENDİĞİMİZDE ve içimizdeki ile dışımızdaki dünyayla nasıl etkileşime girdiğimizi yöneten şemaları yeniden yazabildiğimizde iyileşiriz. Derealizasyon hissini tamamen tolere edebileceğinizi; çünkü bunu kendi kişisel deneyiminize, kültürünüze ve yaşam tarzınıza yansıyan anlamlı bağlamlarda deneyimleyerek bizzat ÖĞRENMENİZ çok büyük bir olaydır.

Yüzeyde tutunmak için çok cazip görünse bile, "DPDR'yi sonsuza dek yok edecek 4 adım" tarzı bir şey asla bu öğrenmeyi sağlayamaz.

İyileşme Bir Yemek Kitabı Değildir

Benden hiçbir zaman takip etmeniz gereken kesin talimatlar ve adımlar görmemenizin bir sebebi var. Kitabım The Anxious Truth'un alt başlığına "adım adım" (step by step) ibaresini eklemiş olsam bile, oradaki "talimatlar" aslında biraz belirsizdir. O kitabı okuduğunuzda, orada anlattığım ilkeleri kendi durumunuza uyarlamak ve onlarla bağımsız olarak çalışmak zorundasınızdır.

Ben terapi danışanlarıma ne yapacaklarını söylemem veya onlara takip edecekleri adımlar vermem. Bu kulağa şaşırtıcı gelebilir ama gerçek bu. Ve görünüşe göre, ne yapacakları söylenmeden de daha iyiye gitme eğilimindeler. Hayal edin bir. Bu yüzden bir "Drew yöntemi" yoktur ve "Drew'un öğretileri" ifadesinden her zaman irite olurum. Gerçekten, hiçbir şey öğrettiğim yok. Ben size biftek pişirmenin tarifini vermek için burada değilim. Ben büyük kavramları anlamanıza yardımcı olmak ve siz onlarla kendi başınıza deneyler yaparken (ki bunu yapmak çok zordur) sizi desteklemek için buradayım.

Terapistler ve koçlar (coaches) arasındaki farka her zaman dikkat çekerim. Bu fark sadece eğitim ve mesleki yeterlilikten ibaret değildir. Burada devasa bir paradigma farkı vardır. Koçlar olaya tamamen "yaşanmış deneyim" merceğinden bakarlar; kendileri yaptıkları için size de tam olarak ne yapmanız gerektiğini söylemeyi bir kusur değil, bir "özellik" olarak görürler. Bunu geçerli bir yardım modeli olarak kabul ederler.

Terapistler —özellikle de bu yazıyı yazan terapist— bunu kabul etmez. İyi bir nedenden ötürü bunu reddediyoruz.

Kendi kendini yöneten (self-led) bir keşif, deney ve öğrenme olmadan, gerçek iyileşmeye yol açacak temel bir zihniyet/şema dönüşümü gerçekleşemez. Biri size paniklediğinizde uygulayacağınız dört adımı öğretebilir, ancak hiç kimse size kendi bedeninizden ve zihninizden artık korkmamayı öğretemez; bu işi kesin olarak bitirmek için asıl öğrenmeniz gereken şey tam olarak budur.

Bir Dönüşüme İhtiyacımız Var

Instagram, TikTok ve YouTube'daki ruh sağlığı içeriklerinden artık gına geldi. Bu mecralar çoğunlukla manipülatif, tekrarlayan validasyonlara veya istendiği an iyi hissetmek için ne yapılması gerektiğinin söylenmesine dayanan rahatlama vaatlerine dönüştü. Bunların ikisi de sadece faydasız olmakla kalmıyor; sinsi şekillerde zararlı da olabiliyorlar.

O sonsuz akıştan (scroll) ve bu akışı işleterek kâr sağlayan şirketlerden gerçekten daha fazlasını talep etmeliyiz. Belki de bu saçmalıktan uzaklaşıp yeni bir yöne doğru bir hareket başlatmamız gerekiyor. Birkaç önerim var; daha fazlasını duymaya da açığım:

  • Anlık sakinleşme ve rahatlama için yanıp tutuştuğunuzu fark edin. Kendinize karşı acımasızca eleştiri yapmadan bu arzunuza şefkatle izin verin; ancak iyileşmenin bu arzudan başlamak zorunda olduğunu, ama orada yaşayamayacağını da kabul edin.

  • Neyi, neden tükettiğiniz üzerine iyice düşünün. "OKB'yi alt etmek için yapılacak 3 şey" videosunu izlediğinizde o an kendinizi biraz daha iyi hissettirdiğini, ama iki saat sonra hayatınızda hiçbir şeyi değiştirmediğini fark edin.

  • Ruh sağlığı içerikleri tüketerek geçirdiğiniz zamanı ciddi şekilde azaltmayı düşünün. Hatta bana faydam dokunmadığını düşünüyorsanız beni takip etmeyi bile bırakın (unfollow); bunu kesinlikle desteklerim! Eğer o ekranı kaydıracaksanız; hobiler, ilgi alanları, sizi mutlu eden veya size yeni şeyler tanıtan içerikler arasında kaydırın. Kitaplar, sanat, ev dekorasyonu, pul koleksiyonculuğu, müzik yapmak ya da KENDİ SAĞLIĞINIZ VE RUH SAĞLIĞINIZ dışındaki herhangi bir şey olsun bu.

  • Bir içerik üreticisi sadece söyleneni yaparsanız size anlık rahatlama vaat ettiğinde, buna karşı durun. Bu tür şeyler geçmişte size daha fazla acı verdiyse veya kendinizi daha çaresiz hissettirdiyse, onları tüketmeyi bırakın. TAKİBİ BIRAK (UNFOLLOW) çok güçlü bir butondur. En azından, o üreticiye kendi deneyiminizin ne olduğunu yazın. Bu gerçeklik çarpıtma alanına (reality distortion field) biraz gerçeklik enjekte edin. Belki insanlar ruh sağlığı alanındaki bu ilgiyi anlık bir gelir kapısı olarak görmeyi bırakırsa, bu çılgın paradigma da değişebilir.

İç Dökmek (Rant) Bitti

Biliyorum, bu çok uzun bir yazı oldu ve açıkça bir iç dökme (rant) seansıydı. Ancak, yardım ettiğini iddia eden ama durumun kesinlikle böyle olmadığı bir ekosisteme karşı sabrımın son kırıntılarını da kaybetmek üzereyim. Yarattığı zarar bu kadar açıkça ortadayken, bu sistemin hiçbir şey yokmuş gibi pas geçilmesinden nefret ediyorum. Sistemi tamamen bırakıp gidebilirdim. Ama beni tanıyan herkes bilir ki, bu benim yapacağım bir şey değil. Bu yüzden, haklı olduğunu düşündüğüm sürece sesimi yükseltmeye ve içimi dökmeye devam edeceğim.

Bu yazı boyunca benimle kaldığınız için teşekkür ederim. Umarımm en azından sizleri biraz düşündürebilmişimdir. Eğer o sonsuz akışa karşı sizi birazcık bile öfkelendirebildiysem, bu çok daha iyidir.

D

Yazar

Drew Linsalata

Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.

İlgili Diğer Makaleler

Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Beyniniz Neden En Kötüsünü Varsayar? Ve COLA ile çıkış

Beyniniz Neden En Kötüsünü Varsayar? Ve COLA ile çıkış

Beynimiz belirsizlikleri en kötü senaryolarla doldurmaya programlıdır. Evrimsel olumsuzluk önyargısı, cevapsız bir mesajda veya soğuk bir selamda "beni reddettiler" diye varsaymamıza yol açar. Sosyal dışlanma beyinde fiziksel acıyla aynı yeri tetikler. Döngüyü kırmak için COLA yöntemiyle alternatif açıklamalar üretmelisiniz. Kendinize "hangisi kanıta dayanıyor, hangisi sadece korku?" diye sorun. Umut, en kötünün tek seçenek olduğunu reddetmektir.

Cathleen G Beachboard MA14 Haziran 2026
Bu Düşüncelerden Kaç Tanesi Fark Ettirmeden Hayatınızı Çalıyor?

Bu Düşüncelerden Kaç Tanesi Fark Ettirmeden Hayatınızı Çalıyor?

Aşırı düşünme (overthinking), kendini "plan yapma" veya "temkinli olma" gibi dostça maskelerin arkasına gizleyerek hayatınızı çalar. Birçok insan zihinsel analizlerle belirsizliği yok edebileceğini sansa da bu kesinlik arayışı sadece kaçırılan fırsatlara ve yerinde saymaya yol açar. "Ya başarısız olursam?" gibi kalıplar bizi eylemsizliğe gömer. Çözüm kaygılı düşünceleri yok etmek değil, onları fark edip etiketleyerek zihinle araya mesafe koymaktır.

Jeffrey Bernstein Ph.D.11 Haziran 2026
Duygularınızı Değiştirmek İstiyorsanız, İnançlarınızı Değiştirin

Duygularınızı Değiştirmek İstiyorsanız, İnançlarınızı Değiştirin

Duygularımızı köklü inançlarımız, varsayımlarımız ve beklentilerimiz yönetir. Bizi sıkıntıya sokan en yaygın kalıplar şunlardır: Kendimize koyduğumuz kurallar (yapmalıyım), başkalarından beklentilerimiz (yapmalılar), durumlara yüklediğimiz anlamlar (şöyle olmalıydı) ve adalet arayışımız (bunu hak etmiyorum). Bu inançlar zamanla hayatı filtreleyen katı hikayelere dönüşür. Duyguları değiştirmek için inancı fark etmeli, hikayeyi sorgulamalı ve yeni bir perspektif denemeliyiz.

Robert Taibbi L.C.S.W.11 Haziran 2026