
Makale
Yalnızken Aşırı Düşünmenin (Overthinking) Kötüleşmesinin 3 Nedeni
Aşırı düşünme (overthinking), sadece çok düşünmek değil, dış dünyadan kopup zihinsel döngülere hapsolmaktır. Yalnızlık, bu döngüleri gerçeklik kontrolünden yoksun bıraktığı için şiddetlendirir. Sosyal tamponlama sayesinde başkalarının yanında olmak; zihinsel döngüleri kesintiye uğratır, sorunların boyutunu küçültür ve eylemsizliği kırarak sizi hayata bağlar. PACE modeliyle (Dur, Kabul Et, Sınırla, Katıl) bu sarmaldan çıkıp dış dünyayla etkileşime geçmek zihni sakinleştirir.

Yalnızken Aşırı Düşünmenin (Overthinking) Kötüleşmesinin 3 Nedeni
Kaygılı, döngüsel düşünceleri susturmada bağ kurmanın gizli rolü.
Önemli noktalar
Aşırı düşünme, izolasyon ortamında daha yüksek sesle duyulur.
Başkalarıyla kurulan bağlar —pasif olanlar bile— zihinsel döngülerimizi sakinleştirir.
Diğer insanların yanında olmanın doğası sizi eyleme geri çeker, bu da aşırı düşünmenin zincirlerini kırar.
Çoğu insan aşırı düşünmenin çok fazla düşünmekle ilgili olduğunu varsayar. Bunu düşündükleri için haksız sayılmazlar ama tamamen haklı da değillerdir. Bu aslında çok fazla düşünmekle —yalnızken— ilgilidir. Kendi başınıza olduğunuzda, beyninizin dışsal bir referans noktası yoktur. Yalnız olmak size bir gerçeklik kontrolü, kendinizi duygusal olarak kalibre etme ihtiyacı ve döngüsel düşüncelerinizden koparacak kesintiler sunmaz.
Dolayısıyla bu döngüler pek çok şekilde yerleşir. İşte zihnimizde sarmallar oluşturan en "yüksek performanslı" zihinsel tsunamilerden bazıları: "Ya bunu mahvedersem?" Veya, "Ya bana artık saygı duymamaya başlarlarsa?" Veya, "Ya bu kötü giderse?" Ve biliyorsunuz, buradaki adaletsiz zihinsel pazarlık şu şekildedir, değil mi? Bu düşünceler kesintiye uğramazsa, muhtemelen sadece şiddetleneceklerdir. Aşırı düşünme dünyanıza hoş geldiniz. Bu "overthinking" (aşırı düşünme) terimi "boş bir laf" değildir; hepimiz için ciddi bir sorundur ve temeli sinirbilime dayanır.
Şimdi, sosyal psikoloji terimi olan "sosyal tamponlama" (social buffering) ile sıkça ifade ettiğim, insanların yanında olmanın sizi aşırı düşünmekten kurtarmaya yardımcı olduğu üç yola bakalım.
1. Zihinsel Döngüler Gürültülüdür, Ancak Diğer İnsanları Görmek Döngüyü Kesintiye Uğratır
Hepimiz biliyoruz ki, o zihinsel döngülerden birine yakalandığınızda, düşünerek oradan çıkmaya çalışmak, bataklıktan çılgınca yüzerek çıkmaya çalışmak gibidir; tek gideceğiniz yer aşağısıdır. "Neden?" diye sorabilirsiniz. Çünkü beyniniz zaten aktif, tehdide duyarlı bir haldedir. Daha fazla düşünmek sadece daha fazla yakıt ekler. Ancak başkalarının yanında olduğunuzda, özellikle de onlar nispeten sakin olduğunda, bu durum yalnızken yapılması zor olan bir şeyi yapar. Çıldırtıcı düşünce döngüsünü kesintiye uğratır. Belki bir sohbet dikkatinizi başka yöne çeker ya da başkalarından gelen sakin bir titreşim sinir sisteminizi regüle eder.
Bu yüzden sık sık kalabalık alışveriş merkezlerinde yürürüm. Sosyal tamponlama yoluyla gördüğüm o insan kitleleri, Henry David Thoreau'nun "İnsanların büyük çoğunluğu sessiz bir umutsuzluk içinde hayat sürer" sözüyle en iyi şekilde yansıyan zorlu ruminasyonlardan (zihinsel geviş getirme) kurtulmama yardımcı oluyor. Bu arada, bu alıntıyı daha kapsayıcı olacak şekilde ayarlarsak: Kadınlar ve alternatif cinsiyet kimliğine sahip olan herkes de aşırı düşünmenin kurbanı olmaktadır.
2. Yalnız Olmak Sorunları Daha Büyük Hissettirir, Başkalarının Yanında Olmak İse Boyutlarını Küçültür
Aşırı düşünme, küçük meselelerimizi büyütmeyi ve onları felaket senaryolarına, hatta yaklaşan felaketlere dönüştürmeyi sever. Ancak başkalarının varlığında bir şeyler değişir. Başkalarıyla kurulan bağlar, sadece başkalarının huzurunda olmak bile —ki bu yine sosyal tamponlamadır— sorunlarımızın daha küçük hissedilmesini sağlar.
Bunun nedeni, başkalarının yanında olmanın bakış açımızı genişletmesidir. Şöyle düşünün: İzole olduğunuzda, içsel konuşmanıza "Bu her şeydir" düşüncesi hakimdir. Ancak, başkalarının yanında olduğunuzda ve görüş alanınızdaki bu diğer insanlarla bir tür bağ hissettiğinizde, sorunlarınız hakkında "Evet, bu başa çıkmam gereken bir şey ama bitmemi sağlayacak her şey değil" diye düşünmeye geçersiniz. Esasen, etrafta gezinen diğer insanları görmek size döngüsel düşüncelerinizin sert gerçekler veya hakkınızdaki suçlu kararları olmadığını hatırlatır; insan olmak dediğimiz bu mücadelede yalnız olmadığınızı anlarsınız.
3. Aşırı Düşünme Eylemsizlikle Beslenir, Ancak Başkalarının Yanında Olmak "Yapmaktır."
Aşırı düşünme; tereddüt, her şeyi yeniden sorgulama ve zihinsel durgunlukla beslenir. Çocuğunuzu Aşırı Düşünmekten Özgürleştirmek (Freeing Your Child From Overthinking) adlı kitabımda tarif ettiğim gibi, zihniyet mentörleri olmalı ve çocuklarımıza (4 ile 44 yaş arası), o çıldırtıcı içsel düşünce döngülerinden kaçabilmeleri için dış dünyayla etkileşime girmeleri konusunda rehberlik etmeliyiz. Bağ kurmak düşünce döngülerimizi bozar çünkü başkalarının yanında olmanın doğası bizi tekrar bir etkileşim/katılım (engagement) durumuna sokar.
Danışanlarımla yaptığım çalışmalarda ve kitabımda PACE modelini tarif ediyorum. P (Pause) duraksama içindir (sakin, nazik bir nefes almak gibi). A (Acknowledge) kabul etmek/onaylamak içindir ("Hey kendim, şu an aşırı düşünüyorum"). C (Contain) sınırlandırmak içindir, yani "Tüm bunları şu anda çözmek zorunda değilim." Ve E (Engage) etkileşimi/katılımı yansıtır; bu da biraz rahatsız edici hissettirse bile ileriye doğru adım atmak anlamına gelir. Dolayısıyla, eğer beni yerel alışveriş merkezinizde yürürken görürseniz, sadece sosyal tamponlama yaptığımı ve aşırı düşünceden dışarı doğru "PACE" adımları attığımı (yolumu PACE ile çizdiğimi) bilin.
Yazar
Jeffrey Bernstein Ph.D.
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Enerjinizi Tüketen 7 Aşırı Düşünme (Overthinking) Türü
Aşırı düşünme (overthinking) çözüme değil, zihinsel tükenişe yol açar. Bu sarmaldan çıkmanın yolu, zihnin düştüğü 7 spesifik paterni tanımaktır: Gelecek korkusu (Endişe), geçmişe takılma (Geviş getirme), sürekli tehlike arama (Tehdit izleme), her şeyi düzeltme arzusu (Çözüm modu), amansız içsel yargı (Öz-eleştiri), aşırı çekingenlik (Kendine odaklanmış dikkat) ve aniden beliren davetsiz düşünceler. Bunları fark edip adlandırmak döngüyü keser ve kontrolü geri verir.

Anksiyete ve Kaybolan Haz Döngüsünü Kırmak
Sürekli anksiyete, beyin-bedeni tüketerek haz alamama (anhedoni) sarmalını tetikler. Biyokimyası bozulan sinir sistemi, ne beynin ne de bedenin tatmin hissetmesine izin verir. Kişi, asla gerçek doyuma ulaşamayan sonsuz bir arayışa, yani "aç hayalet" döngüsüne hapsolur. Bu sefalet zincirini kırmak için üst beynimizi (farkındalığı) devreye sokmalı, küçük adımlarla sağlıklı hedonizmi seçmeliyiz. Haz bir lüks değil, biyolojik bir ihtiyaç ve zorunluluktur.

Öz Şefkat Sizin de Hakkınız!
Anksiyete anında kendimizi yargılamak, suçlamak veya utandırmak (JABS) sinir sistemine "güvende değilsin" mesajı verir. Kendini hırpalayan bu ince darbeler iyileşmeyi engeller. Çözüm, alarm veren bedeninize sırtınızı dönmek yerine korkmuş bir çocuğa yaklaşır gibi şefkat göstermektir. Kendinize "Şu an bana ne oluyor?" diye sormak, bu yıkıcı paternle aranıza mesafe koyar. İyileşme, alarm bittiğinde değil; alarmı hissettiğiniz için kendinizi terk etmeyi bıraktığınızda başlar.