
Makale
Güvenmekten İnanmaya, İnanmaktan Bilmeye
Anksiyete iyileşmesi; güvenmekten inanmaya, inanmaktan bilmeye uzanan zihinsel bir yolculuktur. Başlangıçta şüphe doluyuzdur, ancak metodun doğruluğuna güvenerek yola çıkarız. Pratik yaptıkça değişimleri görür ve iyileşebileceğimize inanmaya başlarız; fakat bu inanç dalgalı günlerde sarsılabilir. Son aşamada ise iyileşmenin kaçınılmaz olduğunu artık sarsılmaz bir şekilde biliriz. Kötü günler bile bu bilişi değiştiremez; çünkü içimizdeki kabul sesi artık yenilmezdir.

Güvenmekten İnanmaya, İnanmaktan Bilmeye
Anksiyeteden iyileşme yolculuğu pek çok farklı şekilde tarif edilebilir. Kavranması önemli olan tariflerden biri de zihinsel bakış açımızın güvenmekten inanmaya, inanmaktan ise bilmeye doğru gösterdiği ilerlemedir.
Bu yolculuğa şüphe ve çaresizlik dolu bir noktadan başlarız. İyileşebilmeyi umut ederiz ancak şimdiye kadar denediğimiz her şey başarısız olmuştur.
Güvenmek (Trusting)
Yolculuğumuzun başlarında anksiyete durumu hakkında okur ve öğreniriz – neden olduğu, nasıl gerçekleştiği, arkasındaki mitler ve gerçekler gibi. Bu anlayış; anksiyeteyi hissettirdiği kadar ciddi olmayan bir şey olarak doğru bir perspektife oturtmamız ve sandığımız kadar büyük bir belanın içinde olmadığımızı görmemiz için gereklidir.
Aynı zamanda Kabul Metodu’nu da öğreniriz – anksiyete ile savaşmak ve onu itmek yerine onunla yüzleşmenin, ona izin vermenin, kabul etmenin ve teslim olmanın iyileşmeye giden yol olduğunu görürüz. İyileşmenin bizim için mümkün olup olmadığından bile emin değilizdir ve bu yaklaşımın işe yarayıp yaramayacağı konusunda hâlâ şüphelerimiz vardır. Bu noktada, bunun doğru ve gerekli yaklaşım olduğuna dair GÜVENE dayanmak zorundayızdır.
İnanmak (Believing)
Metodu uygulayarak ve işe yarayacağına güvenerek geçirilen bir sürenin ardından, anksiyetemizde ve ona verdiğimiz tepkide değişimler görmeye başlarız. Durumumuzda bazı gelişmeler fark eder ve bunun doğru yol olduğuna İNANMAYA başlarız.
Bu inanç başlangıçta nasıl hissettiğimize bağlı olduğu için zaman zaman gelip gidebilir. Bir gerileme (setback) anında bu inancı geçici olarak gözden kaçırabiliriz. İyileşmenin mümkün olduğunu düşünürüz ancak bunu bizim başarıp başaramayacağımızdan emin değilizdir. Fakat yolculuğumuzun bu (bazen uzun süren) orta aşamasında ilerledikçe, inancımız güçlenmeye devam eder.
Bilmek (Knowing)
İyileşme yolculuğumuzun sonlarına doğru bir noktada, artık doğru yolda olduğumuzu sadece BİLİRİZ.
Nasıl hissedersek hissedelim, bir gerileme anında bile bu "bilme" hali sarsılmazdır. İyileşmemizin kaçınılmaz olduğunu ve bunun sadece bir zaman meselesi olduğunu biliriz. İçimizdeki Hakikat ve Kabul seslerini yenilmez bir şekilde inşa ettiğimiz için, burası var olunacak harika bir yerdir.
İyileşme sizi bekliyor.
Yazar
Carl James
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

Bu işin ABC si!
Anksiyete zihinsel değil, bedenden zihne taşan bir hissetme problemidir. Endişe, belirsizliği kontrol etme çabasıdır; düşünceler inanılmadıkça zararsızdır. İyileşme zihinsel analizle değil, bedendeki alarma şefkatle temas ederek güven inşa etmekle olur. ABCDE yöntemiyle; endişeyi fark edin, bedendeki alarma el koyup nefes verin, hisle hikayesiz kalın, sakin anlarda da pratik yapın ve egoya inanmayın. Belirsizliği küçük adımlarla tolere etmek güveni kökleştirir.

Aklımızla mı Kalbimizle mi İyileşiriz?
Anksiyete kafayla değil, kalple iyileşir. Zihin durumu anlamak için harika bir araçtır; fakat sürekli analiz ve bilgi arayışı bir noktadan sonra duvarsız bir hapishaneye dönüşür. Zihnin sınırına gelindiğinde çözüm aramayı bırakıp kalbin şefkat, kabullenme, izin verme ve oyunculuk gibi niteliklerine alan açmak gerekir. İyileşme; yeni bir açıklama peşinde koşmaktan, deneyimle dirençsizce bir arada olmaya ve bildiklerimizi şefkatle pratik etmeye geçtiğimizde gerçekleşir.

Anksiyeteyi Yönetmeye Yönelik Ruhsal/Manevi Terapi Yaklaşımları
Maneviyat ve felsefe, anksiyetenin kökündeki ölüm korkusu ve kontrol arzusunu aşmada psikoterapiyi tamamlar. Watts ve Budizm'e göre ıstırap; belirsizliği reddetmekten, beklentilere ve sonuçlara aşırı tutunmaktan doğar. Hayatta mutlak bir dış güvence yoktur. Kontrol illüzyonundan vazgeçip belirsizliği kabullenmek içsel güveni sağlar. Kaçınılmaz sonun ve tehlikenin ortasında bile zihni geleceğin kuruntusundan çekip o anın tadını çıkarmak insanı özgürleştirir.