Makalelere geri dön
Kaygı Bozukluklarında Güvenlik Davranışlarının Rolü ve Tedavisi

Makale

Kaygı Bozukluklarında Güvenlik Davranışlarının Rolü ve Tedavisi

Ana Gallego et al16 Ekim 2025

Bu makale, kaygı bozukluğu (anksiyete) yaşayan kişilerin neden iyileşmekte zorlandığını, kendi kendilerine aldıkları "küçük önlemlerin" aslında bu hastalığı nasıl beslediğini bilimsel kanıtlarla açıklamayı ve daha etkili bir iyileşme yolu göstermeyi hedeflemektedir.

Paylaş:

Kaygı Bozukluklarında Güvenlik Davranışlarının Rolü ve Tedavisi

Hazırlayanlar: Arash Javanbakht ve arkadaşları tarafından kaleme alınan bu çalışma, 2025 yılında Current Opinion in Psychology dergisinde yayımlanmıştır. Hedef: Bu makale, kaygı bozukluğu (anksiyete) yaşayan kişilerin neden iyileşmekte zorlandığını, kendi kendilerine aldıkları "küçük önlemlerin" aslında bu hastalığı nasıl beslediğini bilimsel kanıtlarla açıklamayı ve daha etkili bir iyileşme yolu göstermeyi hedeflemektedir.

Kaygıdan Kurtulmanın Yolu: "Yalancı Korunma" Yöntemlerini Bırakmak

Bu bilimsel çalışma, kaygı bozukluğu olan insanların iyileşme sürecindeki en büyük engeli inceliyor. Araştırmacıların ulaştığı sonuç şu: Bizi korkularımızdan koruyacağını sandığımız o küçük alışkanlıklar, aslında kaygımızı besleyen birer "zehirli ilaç" gibidir.

1. "Güvenlik Davranışı" Nedir? (Bilimsel Kanıt)

Makale, bu davranışların birer "öğrenme engeli" olduğunu kanıtlıyor. Normalde beynimiz, korktuğumuz bir durumla karşılaştığında ve kötü bir şey olmadığını gördüğünde sakinleşmeyi öğrenir. Buna bilimde "Sönme Öğrenmesi" denir.

Ancak siz bir "güvenlik davranışı" (mesela panik atak geçirmemek için duvara yakın yürümek veya sürekli nabız kontrol etmek) sergilediğinizde, beyniniz şu yanlış sonuca varıyor:

"Kötü bir şey olmadı çünkü ben önlemimi aldım. Eğer bu önlemi almasaydım kesin başıma kötü bir şey gelirdi."

Bilimsel Gerçek: Beyniniz o ortamın aslında güvenli olduğunu asla öğrenemiyor. Korku, sanki bir pil gibi her önlem alışınızda yeniden şarj ediliyor.

2. Makaledeki Önemli Tespitler ve Detaylar

Makale, bu davranışların sadece fiziksel değil, çok daha sinsi türleri olduğunu söylüyor:

  • Zihinsel Önlemler: Sadece dışarıdan görünen hareketler değil, kafa içinde de önlem alırız. Örneğin; sosyal bir ortamdayken sürekli "Hata yapıyor muym?" diye kendini kontrol etmek veya her söyleyeceği cümleyi önceden kafada prova etmek.

  • Kaçınma ile Farkı: "Kaçınma" korkulan yere hiç gitmemektir (örneğin uçağa hiç binmemek). "Güvenlik davranışı" ise uçağa binip sürekli alkol almak veya koltuğu sıkı sıkı tutmaktır. Makaleye göre, bu ikincisi daha tehlikelidir; çünkü kişi korkusuyla yüzleştiğini sanır ama aslında beynini kandırmaya devam eder.

3. Bilimsel Olarak Neden Zararlı?

Makalede sunulan kanıtlara göre bu davranışlar üç büyük soruna yol açıyor:

  1. Gerçek Kanıtları Görmenizi Engeller: Tüm enerjinizi kendinizi korumaya harcadığınız için, çevrenizdeki olumlu şeyleri (kimsenin size kötü bakmadığını, aslında tehlikede olmadığınızı) fark edemezsiniz.

  2. Korktuğunuzu Başınıza Getirebilir: Sosyal kaygısı olan biri, "yanlış bir şey demeyeyim" diye çok az konuştuğunda dışarıdan soğuk görünebilir. İnsanlar ondan uzaklaşınca da kişi "Bak, haklıymışım kimse beni sevmiyor" diye düşünerek kaygısını daha da artırır.

  3. Özgüveni Yok Eder: Başarıyı kendinize değil, aldığınız önleme bağlarsınız. "Ben güçlüyüm" yerine "İlacım yanımda olduğu için başardım" dersiniz.

4. Pratik ve Uygulanabilir Adımlar (Ne Yapmalı?)

Makalenin önerdiği bilimsel çözüm "Maruz Bırakma" (Exposure) terapisidir. Ancak bunu yaparken şu kurallar hayati önem taşır:

  • Aşamalı Olarak Bırakın: Birdenbire en büyük korkunuzun içine atlamayın. Önce en küçük güvenlik davranışınızı (örneğin; markete giderken yanınıza su almamak veya telefonunuza bakmadan sırada beklemek) deneyin.

  • Korkunun Geçmesini Bekleyin: Kaygı geldiğinde onu durdurmaya çalışmayın. Makale diyor ki; kaygı bir dalga gibidir, yükselir ve en tepeden sonra mutlaka iner. Siz önlem aldığınızda dalganın doğal yoldan inmesine izin vermemiş oluyorsunuz.

  • "Küçük Deneyler" Yapın: Bir duruma girerken kendinize sorun: "Eğer bu önlemi almazsam gerçekten ne olacak?" Sonra o önlemi almadan duruma girin ve sonucu gözlemleyin. Göreceksiniz ki, korktuğunuz o büyük "felaket" gerçekleşmeyecek.

Özetle: Bu önemli bilimsel çalışma bize şunu öğretiyor: Kaygıdan kurtulmak için giydiğimiz o "sahte zırhları" çıkarmamız gerekir. Zırhınızı çıkardığınızda, aslında okların size çarpmadığını ve kendi başınıza da güvende olduğunuzu göreceksiniz.

A

Yazar

Ana Gallego et al

Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.

İlgili Diğer Makaleler

Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

"Doğru Şekilde İzin Veriyor muyum?" Tuzağı: İyileşmeyi Performansa Dönüştürmek

"Doğru Şekilde İzin Veriyor muyum?" Tuzağı: İyileşmeyi Performansa Dönüştürmek

İyileşme araçlarını birer performans testine ve gizli kontrol davranışına dönüştürmek en sık düşülen sinsi tuzaktır. "Geçti mi?", "Doğru yapıyor muyum?" diye denetleyen o içsel mekanizmayı fark ettiğinizde onunla savaşmayı bırakın. İzin vermek, semptomu silmek için değil; onun bir blöf olduğunu ve hayata devam etmeye engel olmadığını görmektir. Mükemmel olmanıza gerek yok. O fırtınalı hisle sadece bir dakika bile kalma niyetiniz ve esnek girişiminiz en büyük başarıdır.

Shaan Kassam29 Mayıs 2026
Kaygı Bozukluğunda Gizli Oyuncu: Aciliyet Hissi

Kaygı Bozukluğunda Gizli Oyuncu: Aciliyet Hissi

Anksiyetedeki "aciliyet" hissi, ortada gerçek bir tehlike yokken beliren hatalı bir alarmdır. Zihnin "hemen rahatla" baskısıyla internette belirti araması veya güvence istemesi kaygıyı besler. ACT'e göre iyileşme, "Önce rahatla, sonra yaşarsın" illüzyonunu bırakıp rahatsızlığa rağmen hayata devam etmektir. Gün içinde "Bu gerçekten acil mi, yoksa öyle mi hissettiriyor?" diye sorup dürtü ile eylem arasına küçük duraklamalar koymak, beyne bu hisse tepki vermeme esnekliğini öğretir.

Sadık Alper Bilgil28 Mayıs 2026
Anksiyete Kaçınmasının ve Hüsnükuruntunun (Zihni Avutmanın) Ötesinde

Anksiyete Kaçınmasının ve Hüsnükuruntunun (Zihni Avutmanın) Ötesinde

Anksiyete riski abartır, başa çıkma gücünü hafife alır. Döngüyü kırmak için kaçınmak yerine korkunun paketini açmalıyız. En kötü "ya şöyle olursa" senaryosu yerine daha olası "başka ne olabilir" sorusuna odaklanmak ve korkuyu bilgi kontrolünden geçirmek direksiyonu geri almamızı sağlar. Kaçınmayı bırakıp hayalimizde bile olsa duruma küçük adımlarla yaklaşmak beyni yeniden yapılandırır. Dur, nefes al ve ver. Omuzların düştüğünde hazırlıklı olmak korkmaktan her zaman daha iyidir.

Tamar Chansky Ph.D.25 Mayıs 2026