
Makale
Anksiyetenizi Başkalarına İtiraf Etmek (Açıklamak)
Anksiyeteyi saklama tiyatrosu devasa enerji tüketir ve gerginliği harlar. Rezil olma ve zayıf görünme korkusu "Korkunun Sesi"dir. Anksiyeteyi dürüstçe itiraf etmek utancı eritir. Bunu kurban rolü yapmadan, hava durumundan bahseder gibi sıradan ve doğal bir dille kurun. Haklı çıkarmaya çalışmayın, acıma beklemeyin. Biri sizi yargılarsa bu onun cehaletidir. Dürüstlük, insanları memnun etme modundan kendine saygı duymaya geçiştir. Utanç dürüstlük karşısında erir.

Anksiyetenizi Başkalarına İtiraf Etmek (Açıklamak)
Arkadaşlarınıza ve ailenize karşı anksiyeteniz konusunda açık ve dürüst olabildiniz mi? Yoksa hâlâ maskenizi takıp "her şey yolundaymış gibi davranma" modunda mısınız?
Anksiyetenizi başkalarına itiraf etmemek için arkasına sığındığınız çok güçlü motivasyonlar vardır. İlk olarak, durumunuzdan muhtemelen derin bir utanç duyuyorsunuzdur; bu durumdan öylece sıyrılıp çıkamadığınız için kendinizi zayıf ve yetersiz görüyorsunuzdur. İkinci olarak, başkalarının olumsuz yargılarına karşı aşırı hassas olduğunuzu ve bu eleştirinin acısını hissetmek istemediğinizi tahmin ediyorum. Bu yüzden bir numara yaparsınız; oysa bir bakış ya da havaya kalkan bir kaş bile içinizin utanç dalgasıyla dolmasına yetebilir.
Bir diğer neden ise kendinizi savunmasız hissetme korkusudur. Başkalarının bu zayıflıktan faydalanmasından korkarsınız. Hatta bilinçaltınızda partnerinizin ya da çocuklarınızın size olan saygısını kaybedeceği, partnerinizin sizi duygusal olarak daha güçlü görünen biri için terk edeceği gibi uç felaket senaryoları üretiyor olabilirsiniz.
Bunların hepsi anksiyetenin ürettiği klasik düşünce kalıplarıdır. Benim "Korkunun Sesi" dediğim, zihninizdeki o içsel sesin sizi kaygılı tutmak için uydurduğu safsatadan ibarettir. Bu düşünceler tamamen saçmalıktır ama bir o kadar da ikna edicidir; sizi anksiyetenizi başkalarına anlatmaktan alıkoyarlar.
Böylece anksiyetenizi "iyi hissetme, kontrolü elinde tutma" maskesinin arkasına saklarsınız. Bu durum, "olumsuz" denilen tüm hisleri içinize atıp bastırmanıza neden olur ve bu da bedende gerginlik ve anksiyete olarak patlak verir. Ayrıca bu tiyatroyu sürdürmek muazzam bir enerji tüketir; muhtemelen bu yüzden kendinizi sürekli bitkin ve tükenmiş hissediyorsunuzdur.
Anksiyeteyi Saklamak İşe Yaramaz
Ben bir mühendisim ve zorluklar karşısında metanetle (hiç renk vermeden) yola devam etmek üzere eğitildim, bunu çok iyi yapardım. Anksiyetemle otuz yıl boyunca böyle yaşadım. Bu yaklaşım maalesef anksiyetede işe yaramadı. Anksiyetemi saklama konusunda öyle bir uzman olmuştum ki, sonunda bunu açıkça paylaştığımda beni çok iyi tanıdığını sanan insanlar şoke oldu. Ne kadar büyük bir ıstırap çektiğim hakkında en ufak bir fikirleri bile yoktu.
Aynı zamanda kendimi acımasızca eleştirme (dövme) konusunda da adeta siyah kuşak sahibiydim. Bunu değiştirmeyi öğrenmem gerekti. Kendime, gerçekten değer verdiğim birine davranacağım gibi davranmaya başladım. Nasıl hissettiğim konusunda dışarıya açılmayı öğrenmek, kendime karşı nazik ve şefkatli olmak, iyileşme sürecimin en hayati parçasıydı.
Anksiyete Hakkında Açık Olmak Nasıl Yardımcı Olur?
Anksiyetenin getirdiği utancı üzerinizden atmak, iyileşmenin en önemli basamaklarından biridir. Dışarıya açılmak, bu utancı kaldırmanın anahtarıdır. Bu, sokakta her karşılaştığımıza bunu haykıracağız anlamına gelmez. İlk olarak en yakınlarımızla, yeri geldiğinde bazı arkadaşlarımızla veya iş arkadaşlarımızla paylaşarak başlayabiliriz.
“Anksiyetemiz hakkında açık olmak, içimizdeki utancı dağıtır.”
Eskiden içimde kopan anksiyete fırtınasını kimseye göstermemek için kendimi çok zorlardım. Sonradan fark ettim ki, ironik bir şekilde bu fırtınanın şiddetinin büyük bir kısmı onu saklamaya çalışmanın getirdiği baskıdan kaynaklanıyordu. Ne zaman ki insanlara hiçbir şeyi açıklamaya veya haklı çıkarmaya çalışmadan, sadece "Anksiyete problemim var" ya da "Şu an biraz kaygılı hissediyorum" gibi basit cümleler kurabildim; üzerimdeki devasa bir yük kalktı ve utancım erimeye başladı.
Çevrenizdeki insanlar bunu ilk duyduklarında muhtemelen çok iyi anlamayacaklardır. Hatta sabırsız davranabilirler, destekleyici olmayan tepkiler verebilirler. Size buna çok fazla dikkat ettiğinizi, görmezden gelirseniz geçip gideceğini ya da "bunu büyütmemeniz gerektiğini" söyleyebilirler; sanki çabalamadığınız için bu durumdaymışsınız gibi... Gerçekten bundan daha uzak bir şey olamaz.
“Anksiyete hakkındaki gerçeği bir kez anladığınızda, başkalarının cehaletinin sizin üzerinizde hiçbir gücü kalmaz.”
Anksiyeteden kurtulmak onu öylece görmezden gelmekle veya itmekle olmaz; bu zaman ve pratik gerektirir. İrade gücüyle kovulamaz; kabul ve teslimiyet ister.
Neyse ki, iyileşmek için onların bizi anlamasına ihtiyacımız yok. Biz dürüst olmaya devam etmeli ve kabuğumuza geri çekilmemeliyiz. Onların anlamamasını kişisel bir yargı olarak algılamayın. Anksiyeteniz olduğunu bir kez kabul ettiğinizde, dünyadaki diğer insanların ne düşündüğü tamamen önemsiz ve ilgisiz hale gelir.
Ne Yapmalıyız?
Durumunuzu kabul etmek ve bunu dışarıya itiraf etmekle barışmanız gerekir.
Öz-Kabul Üzerine Çalışın: Bir anksiyete hastası olmanın getirdiği utanç duygusuyla yüzleşip onu kabul edin. Bunu saklama ihtiyacınızı fark edin. Kendinize bunun utanılacak bir zayıflık olmadığını, dünyada ve çevrenizde her yıl milyonlarca insanın yaşadığı son derece yaygın bir durum olduğunu hatırlatın.
Kademeli Olarak Açılın: Çevrenizdeki "güvenli" insanlarla başlayarak yavaş yavaş açılın ve kötü hiçbir şey olmayacağına dair kendinize güven inşa edin.
"Bahsedin Ama Bunu Büyük Bir Mesele Haline Getirmeyin"
Bunu insanların gözüne sokmadığınızda ya da "kurban rolü" oynamadığınızda (yani bunu sıradan, doğal bir durum gibi paylaştığınızda), insanlar da size karşı tepki verme veya "hadi ama aş bunları artık" deme ihtiyacı hissetmezler. Bu sıradan yaklaşım onları tehdit etmez ve çatışmayı minimuma indirir.
"Sıradan ve doğal bir şekilde" bahsetmek şu anlama gelir:
Konunun üzerinde uzun uzun durmamak,
Uzun açıklamalara, tasvirlere veya haklı çıkarma çabalarına girmemek,
Karşı taraftan acıma veya sempati beklememek,
Mutlaka bir anlaşılma arayışında olmamak.
Sadece o an içinizde ne olduğunu bilmelerini sağlayın. Küçük bir yorum yapın ve ardından yaptığınız aktiviteye veya sohbete geri dönün. Bu cümlenin, "Hava da bugün çok güzel" demekten daha büyük bir dramatik anlamı olmamalıdır. Siz bunu büyütmezseniz, başkaları da büyütmez.
“Eğer birisi bizi anksiyetemiz yüzünden yargılarsa, ne olmuş yani?! Bu onların sorunudur, bizim değil.”
Biri sizi anksiyeteniz yüzünden küçümsemeye çalışırsa, buna tepki vermeyin veya zihninizde ikinci bir korku yaratmayın. Sadece omuz silkin ve önemsemeyin. İçinizden şunu geçirin: "Ne olmuş yani? Benim yaşadıklarımı yaşamadılar ve bunu benim anladığım gibi anlayamazlar." Başkalarının cehaletini kendi değerinizi ölçmek için bir kriter olarak kullanmayın.
Gizli Bir Güç Eylemi (İnsanları Memnun Etme Alışkanlığından Kurtulmak)
Anksiyetenizi ne kadar utanç duymadan, beklentisiz ve kendinizi kabul ederek söylerseniz, dışarıdan da o kadar olumlu karşılandığını göreceksiniz. Hatta bunu utanç duymadan konuştuğunuzda, karşı tarafa iletilen mesaj bir zayıflık değil, aksine büyük bir kişisel güç mesajıdır.
“Anksiyeteniz hakkında açık olmak, bir 'insanları memnun etme (people-pleaser)' modundan, kendine saygı duyan birine dönüşmenize yardımcı olur.”
Bunu günlük hayatta doğal anlarda kullanabilirsiniz. Örneğin biri sizden anksiyetenizi tetikleyecek bir şey yapmanızı istediğinde; eski "insanları memnun etme" alışkanlığınızla sırf ayıp olmasın diye kabul edip sonra içinizde fırtınalar koparmaktansa, şöyle diyebilirsiniz:
"Tamam bunu yaparım ama bunu yapma düşüncesi şu an bende anksiyete yaratıyor."
Ya da reddetmek istiyorsanız başka bahaneler uydurmak yerine doğrudan şunu söyleyebilirisiniz:
"Hayır, bunu yapmak beni şu an çok kaygılandırır."
Bu düzeyde bir dürüstlük karşı taraf için ezber bozucudur, sizin içinse muazzam derecede özgürleştiricidir. Kendi hislerinize saygı duymanın ve onları bastırmak yerine sağlıklı bir şekilde kabul etmenin kapısını açar.
Beklenmedik Fayda: "Bende de Var"
Anksiyetem hakkında ne zaman dürüstçe açılsam, karşımdaki insanların birçoğundan "bende de var" yanıtını aldım. Bu beni çok şaşırtmıştı; özellikle de dışarıdan süper öz güvenli ve her zaman neşeli görünen insanlardan bunu duymak çok ironikti. Çevremizdeki pek çok insan bunu sessizce çekiyor ve saklıyor. Sizin konuşma cesaretiniz, onların da bu utancı kırması ve kendi iyileşme yolculuklarını başlatması için harika bir ilham kaynağı olabilir. Utanç, açıklık ve dürüstlüğün karşısında sessizce erir.
Yazar
Carl James
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

İlaç Kullanıyorum Ama?
Anksiyete ilacı kullanmak zayıflık veya başarısızlık değildir; iyileşme yolunda güvenli bir köprüdür. Ancak ilaç semptomları hafifletse de anksiyetenin kökündeki çocukluk travmalarını veya bastırılmış duygusal yaraları tek başına iyileştirmez. Kalıcı iyileşme, kendimizi bozuk değil yaralı görerek, bedenimizdeki alarmla savaşmayı bırakıp ona şefkatle kulak verdiğimizde gerçekleşir. Sen bozuk değilsin Sadık; ilaç bir varış noktası değil, sadece kendini anlama yolculuğundaki bir araçtır.

Kaygı Bozukluğunda Sorun Kaygı Değil, Sorun Çözme Alışkanlığıdır
Zihin somut sorunları çözmekte başarılıdır; ancak kaygı bozukluğunda gelecek ihtimallerini çözülmesi gereken bir tehdit sanarak ruminasyon döngüsünü başlatır. Bu otomatik sorun çözme alışkanlığını kırmak için üç adımı uygulayabilirsiniz. İlk olarak, zihninizin belirsizliği çözmeye çalıştığı anı fark edin. İkinci olarak, düşünceyle savaşmak yerine onun bedendeki etkisini merakla gözlemleyin. Son olarak, her düşüncenin bir cevap gerektirmediğini fark ederek analizi bırakın.

İYİLEŞİYOR MUYUM?
Sinir sistemi iyileşmesinin en tuhaf yönü, bunu en son sizin fark etmenizdir. İyileşme görünür bir ilerleme sunmaz; o bir varlık değil, eski kasılmaların sessiz yokluğudur. Semptom takibi yapmak beyne tehdit mesajı göndererek alarmı sıcak tutar. Durumu izlemeyi bırakanlar daha hızlı iyileşir. Kendi hisleriniz yerine dışsal verilere bakın: Altı ay önce kaçındığınız şeyleri şu an yapıyor musunuz? Fark hissetmemek başarısızlık değil, iyileşmenin ta kendisidir.