
Makale
Kabul Edilemeyecek Kadar Yoğun Semptomlar
Yoğun semptomları anında kabul etmeyi veya onların hemen azalmasını beklemek bir yanılgıdır. Kabul, piyano çalmak gibi zamanla gelişen bir beceridir; zorlandığınızda kabul edemediğinizi kabul edin. Pratik, semptomları yok etmek amacıyla değil, beklentisizce yapılmalıdır. Gerçek iyileşme semptomların yokluğu değil, her türlü semptomu kabul edebilme becerisidir. Semptomlardan özgürleşmek ise bu tam kabulün kendiliğinden oluşan bir yan ürünüdür.

Kabul Edilemeyecek Kadar Yoğun Semptomlar
İyileşme yolculuğunun başlarında, özellikle semptomlar çok yoğun olduğunda Kabul Yöntemini (Acceptance Method) uygulamaya çalışırken çaresizliğe düşmek son derece yaygındır. Onları kabul etmek imkansız gibi görünebilir ve denediğiniz hiçbir şey bu yoğunluğu azaltmıyor gibi hissettirebilir.
Burada iş başında olan iki yaygın yanlış anlaşılma vardır: Birincisi, semptomlarınızı hemen o an kabul edebilmeyi bekliyorsanız kendinize haksızlık ediyorsunuzdur. İkincisi ise kabul pratiği yapmanın amacı semptomların o saniyede azalması değil; sadece kabulü uygulamak ve bu konuda daha iyi hale gelmektir.
Pratiğinize Nasıl Yaklaşmalısınız?
Anksiyete semptomlarınız ortaya çıktığında onlarla yüzleşmeye ve onları kabul etmeye (yani onlara izin vermeye) çalışırsınız; ama bunu sadece elinizden gelenin en iyisini yaparak yaparsınız. Kabul, öğrenilmesi uzun zaman alan bir beceridir. Kabulün çok ama çok fazla katmanı vardır.
Semptomlarınız kabul edilemeyecek kadar yoğun hissettirdiğinde, sadece yapabileceğinizin en iyisini yapın ve ardından sonuç ne olursa olsun onu kabul edin. Yoğunlukları hemen azalabilir de azalmayabilir de. Eğer semptomlarınızda bir hafifleme alırsanız bu bir bonustur; ancak çoğu zaman onları gerçekten kabul edemediğinizi hissedeceksinizdir. İşte bu an, o an için "kabul edemediğinizi kabul ettiğiniz" (accept that you can't accept) andır.
Bunu piyano öğrenmeye benzetin. Henüz tek bir ders almışsınızdır ama anksiyete üzerinize öyle bir gelir ki, sanki sizden Beethoven'ın 5. Piyano Konçertosu'nu çalmanızı istiyor gibidir. Bunu henüz yapamazsınız. Aslında yanına bile yaklaşmayı beklememelisiniz. Pratiğe ihtiyacınız vardır. Hem de çok daha fazlasına.
Anksiyete de böyledir. Kabul konusunda çok daha iyi hale gelene kadar yoğun semptomlarla mücadele edeceksiniz. Semptomlarınız daha az yoğun olduğunda biraz daha kolay kabul edebilirsiniz. Dolayısıyla, bu gerçekleştiğinde bunu kabul edin; ama zorlandığınızda da zorlandığınızı kabul edin.
Bu Durum İyileşmeye Nasıl Yol Açacak?
Cevap: Zaman. Şu anda daha iyi hissetmek istediğinizi biliyorum ama iyileşme zaman alır. Elbette bu süreç tamamen bir mücadeleden ibaret olmayacak; iyileşme sürecinde zaman zaman huzurlu anlarınız olacak ama çokça da zorlanacaksınız. Zorlandığınız her an kendinize karşı nazik olun. Başarı, ne kadar iyi kabul edebildiğinizle değil, sadece bu girişimi ve denemeyi yapıyor olmanızla ölçülür.
Pratiğin amacı asla semptomlarınızda bir azalma veya yok olma görmek olmamalıdır; çünkü bu, bir tür savaşma biçimidir. Pratiğiniz hiçbir şeyin "olsun diye" (-in order to) yapılmamalıdır. Koşullardan ve beklentilerden tamamen özgür olmalıdır. Herhangi bir andaki semptomlarınızı, elinizden gelen en iyi şekilde, oldukları gibi kabul etmelisiniz.
Bunun insanların duymak istediği cevap olmadığını biliyorum; biz sadece semptomlarımızın durmasını istiyoruz. Ancak anksiyete durumunun gerçeği ve hakiki iyileşmeye giden tek yol budur.
Ne zaman zorlansanız, içsel olarak beliren o çaresizlik veya cesaret kırıklığı duygularıyla da yüzleşmeyi ve onları da kabul etmeyi deneyin. Aslında bunu, anksiyetenizle ilgili olduğunu düşünüp düşünmediğinize bakmaksızın deneyimlediğiniz her duygu için yapın.
İyileşmenin Gerçek Anlamı
Siz pratik yaptıkça semptomlar siz istediğinizde değil, kendileri hazır olduğunda hafifleyecektir. Bunun ne zaman kalıcı olarak duracağına karar vermeye çalışmak ya da süreci aceleye getirmek bir savaşmadır ve semptomları olduğu yerde tutmaya (kilitlemeye) yarar.
Semptomlarınızın hafiflediği zamanların tadını çıkarın, ancak bunun olması için zorlamayın ya da gerçekleştiğinde ona çaresizce tutunmaya çalışmayın. Fakat aynı şekilde, semptomlar tüm yoğunluğuyla geri döndüğünde de bunu kabul etmeye istekli olun.
“İyileşme semptomların yokluğu değil, her türlü semptomu kabul edebilme becerisidir.”
İnsanlar bu yolculuğa çıktıklarında iyileşme hakkında çok yaygın bir yanlış anlaşılmaya düşerler. Çünkü tek istediğimiz anksiyetemizden ve semptomlarımızdan bir an önce, sonsuza dek ve hemen şu saniyede kurtulmaktır. Bu yüzden pratiğimiz, semptomlarımızın ne kadar yoğun veya nahoş olduğuyla ölçülür ve oraya odaklanır. Bu bir tuzaktır.
İyileşme semptomların yokluğu değil; ne zaman ortaya çıkarlarsa çıksınlar, semptomlarımızın her birini ve tamamını kabul edebilme becerisidir. Dolayısıyla amacınız semptomsuz kalmak değil, hangi semptoma sahip olursanız olun onu kabul edebilmektir.
Semptomlardan tamamen özgürleşmek, tam kabulün harika bir yan ürünüdür (by-product). Çünkü herhangi bir anksiyeteyi kabul etme becerisini %100 geliştirdiğinizde ve doğru şekilde iyileştiğinizde; hayatın getirdiği normal anksiyete anlarını da kolayca kabul edebilir, onlara korkuyla veya savaşarak tepki (reaction) vermezsiniz ve böylece tüm semptomlar hızla dağılıp gider.
İyileşme, semptomların yokluğuyla değil; sizin kabul etme becerinizle ölçülür.
Yazar
Carl James
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

İlaç Kullanıyorum Ama?
Anksiyete ilacı kullanmak zayıflık veya başarısızlık değildir; iyileşme yolunda güvenli bir köprüdür. Ancak ilaç semptomları hafifletse de anksiyetenin kökündeki çocukluk travmalarını veya bastırılmış duygusal yaraları tek başına iyileştirmez. Kalıcı iyileşme, kendimizi bozuk değil yaralı görerek, bedenimizdeki alarmla savaşmayı bırakıp ona şefkatle kulak verdiğimizde gerçekleşir. Sen bozuk değilsin Sadık; ilaç bir varış noktası değil, sadece kendini anlama yolculuğundaki bir araçtır.

Kaygı Bozukluğunda Sorun Kaygı Değil, Sorun Çözme Alışkanlığıdır
Zihin somut sorunları çözmekte başarılıdır; ancak kaygı bozukluğunda gelecek ihtimallerini çözülmesi gereken bir tehdit sanarak ruminasyon döngüsünü başlatır. Bu otomatik sorun çözme alışkanlığını kırmak için üç adımı uygulayabilirsiniz. İlk olarak, zihninizin belirsizliği çözmeye çalıştığı anı fark edin. İkinci olarak, düşünceyle savaşmak yerine onun bedendeki etkisini merakla gözlemleyin. Son olarak, her düşüncenin bir cevap gerektirmediğini fark ederek analizi bırakın.

İYİLEŞİYOR MUYUM?
Sinir sistemi iyileşmesinin en tuhaf yönü, bunu en son sizin fark etmenizdir. İyileşme görünür bir ilerleme sunmaz; o bir varlık değil, eski kasılmaların sessiz yokluğudur. Semptom takibi yapmak beyne tehdit mesajı göndererek alarmı sıcak tutar. Durumu izlemeyi bırakanlar daha hızlı iyileşir. Kendi hisleriniz yerine dışsal verilere bakın: Altı ay önce kaçındığınız şeyleri şu an yapıyor musunuz? Fark hissetmemek başarısızlık değil, iyileşmenin ta kendisidir.