
Makale
Kötü Döngüleri Kırmak: Tekrarlayan Kalıplara Karşı Nasıl Savaşılır?
Tekrarlama zorlantısı, çocukluktaki acı ve travmaları bilinçdışı bir dürtüyle yetişkinlikte yeniden yaşama eğilimidir. Beynimiz, yıkıcı da olsa çarpık şekilde "tanıdık olanı" güvenli varsayar ve bizi toksik ilişkiler gibi aynı döngülere hapseder. Çözüm; kimya sandığımız bu çekimin geçmişteki travmatik aşinalık olduğunu fark etmektir. Kendinizi suçlamayı bırakıp paternleri tanımalı ve uzman desteğiyle sınırlayıcı inançları yeniden çerçevelemelisiniz.

Kötü Döngüleri Kırmak: Tekrarlayan Kalıplara Karşı Nasıl Savaşılır?
Tekrarlama zorlantısını (repetition compulsion) anlamak ve alt etmek.
Temel Noktalar
Tekrarlama zorlantısı, kişinin kendisine zarar veren zararlı kalıpları yeniden yaratma ve tekrarlama eğilimini ifade eder.
Tanıdık olanın (aşinalığın) aldatıcı konforu, mağdurları travmaları tekrarladıkları acı dolu döngülerin içinde tutar.
Farkındalık, bu döngülerden özgürleşmenin ilk adımıdır.
“Geçmişi hatırlayamayanlar, onu tekrarlamaya mahkumdur.” 19. yüzyıl filozofu George Santayana’ya ait olan (ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in tarih bağlamında meşhur ettiği) bu sözler; insan davranışının en kafa karıştırıcı yönlerinden birini, yani geçmişteki acı verici deneyimleri arama, yeniden yaratma ve yeniden yaşama eğilimini anlamamız için bir kapı aralar.
Acının Tekrarı
"Tekrarlama zorlantısı", "tekrar etme kompulsiyonu" veya "travmanın yeniden canlandırılması" (trauma reenactment) olarak da adlandırılan bu kavram; Freud tarafından Haz İlkesinin Ötesinde adlı eserinde, bireylerin erken çocukluk dönemindeki acı verici travmatik deneyimleri bilinçdışı bir eğilimle yeniden yaratması ve tekrarlaması olarak tanımlanmıştır. Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantıları (ACEs); fiziksel, duygusal ve/veya cinsel istismara, ihmale maruz kalmayı veya buna tanıklık etmeyi, aile parçalanmasını ve ev içi şiddeti içerir.
Dr. Michael S. Levy, 1998 tarihli "Yeniden Canlandırmaları Kavramsallaştırmak ve Anlamak İçin Yararlı Bir Yol" adlı yayınında, bu yeniden canlandırmaları "bir hastanın sıkışmış ve katılaşmış yollarla hareket etmeye devam etmesinin bir yansıması" olarak tanımlar ve bu durumun "çoğunlukla yeniden mağduriyete (revictimization) ve buna bağlı utanç, çaresizlik ve umutsuzluk duygularına yol açtığını" belirtir.
Travma araştırmacısı Dr. Bessel van der Kolk ise 2021 yılında New York Times ile yaptığı bir röportajda, tekrar etme zorlantısının doğasını şu şekilde açıklamıştır: "Nahoş bir şeyi hatırlamak yerine, o nahoş şeyi durmadan yeniden yaşarsınız." Travmanın üstesinden gelmek ise "bunu, tüm varlığınızın çok uzun zaman önce gerçekleştiğini ve şu anda yaşanmadığını bildiği bir hafıza/anı haline getirmektir."
Tekrarlayan Döngü: Tekrarlama Zorlantısı Nasıl ve Neden Ortaya Çıkar?
Kimya, yani o tanımlanamayan bağ kurma hissi, aslında tamamen aşinalık (tanıdıklık) ile ilgilidir. Fazla düşünmeden veya farkında olmadan, çoğumuz bize tanıdık gelen, geçmiştekine benzer şekilde işleyen ve sonuçlanan durumların, ortamların ve ilişkilerin içine çekilme eğilimi gösteririz.
Tanıdık olan şey güvenli, özgün ve işlevsel olduğunda her şey yolundadır; tehdit edici bir durumla karşılaştığımızda savunma mekanizmalarımız devreye girer ve kendimizi korumak için adımlar atarız. Ancak, bir birey için "tanıdık" olan şey travmatik, ıstıraplı veya kaotik olduğunda; geçmişteki incinmeleri yeniden yaşatan durumlar veya ilişki dinamikleri gibi sürekli zarar ve ziyan veriyorsa, bu durum kişiyi acı döngülerine hapseder.
Bu tekrarlayan döngü kendini pek çok şekilde gösterebilir: İlişkilerde, iş yerlerinde ve sosyal ortamlarda duygusal, fiziksel veya cinsel istismar, ihmal edilme, görmezden gelinme, sömürülme, çantada keklik görülme veya değersizleştirilme... Birçok birey, düşük öz-değer, değersizlik ve umutsuzluk duyguları nedeniyle olumsuz kalıpları tekrarlamakta sıkışıp kalırken; bazıları ise geçmişteki acı dolu travmalarını, bu kez onları çözmek veya alt etmek (farklı sonuçlandırmak) umuduyla tekrarlar.
Özgürleşmek
Bessel van der Kolk, "Travmayı Tekrar Etme Zorlantısı: Yeniden Canlandırma, Yeniden Mağduriyet ve Mazoşizm" adlı çalışmasında, "tedavinin amacının, travmayı eylemde, ruh halinde veya somatik (bedensel) durumlarda tekrarlamak yerine, kişinin mevcut hayatı üzerinde kontrol kazanması olduğunu" belirtir.
Klasik Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü) filmi, tek bir günün sonsuz döngüsüne sıkışıp kalmış hayal kırıklığı içindeki bir hava durumu sunucusunu anlatır. Her sabah aynı köhne otel odasında, radyoda aynı şarkıyla, kasabanın geleneksel festival gününe uyanır. Kasaba halkı ve ekibi tarafından her seferinde tamamen aynı kelimelerle karşılanır. En nihayetinde, içinde bulunduğu durumun farkına varır ve bu farkındalıkla birlikte döngüden çıkış yolunu inşa etmeye başlar.
Gerçek hayatta da, tıpkı bu ve diğer birçok klasik kurtuluş hikayesinde olduğu gibi, farkındalık her zaman değişimin ilk adımıdır. Farkındalık, bireyleri değişimi kolaylaştırmak adına yeni beceriler öğrenmeye, destek ve bilgi aramaya yönlendirir. Tedavi, tekrarlama zorlantısından kurtulmanın, iyileşmenin ve büyümenin anahtarıdır.
Uzun süredir devam eden olumsuz alışkanlıkları ve seçimleri kırmanın mümkün olduğunu, olumsuz deneyimlerimizden ve seçimlerimizden çok daha fazlası olduğumuzu ve travmadan sonra da bir hayat olduğunu fark etmek hayati önem taşır.
Tekrarlama Zorlantısından Özgürleşmenin 5 Adımı
Tanıyın: Size acı ve zarar veren durumların, ortamların ve ilişkilerin sürekli tekrarlayan ortak özelliklerini (örüntülerini) fark edin.
Farkındalık İnşa Edin: Kendinizi suçlamadan veya utandırmadan, şefkatli bir öz-yansıtma yoluyla sizi bu durumlara ve dinamiklere neyin çektiğine dair bir farkındalık geliştirin. Bilgi ve farkındalık, değişimin başlangıç noktalarıdır.
Durum Değerlendirmesi Yapın: Tekrarlayan kalıplarınızın temel özelliklerini ve dönüm noktalarını listeleyin; buna başlangıçta size tanıdıklık, sahte bir emniyet ve güvenlik hissi veren unsurlar ile devreye giren olumsuz düşünceler, anksiyeteler, korkular ve kendinizi sınırlayan inançlar (self-limiting beliefs) dahildir.
Düşünün: Bu senaryoların nasıl sonuçlanmasını istediğiniz ile tekrarlanan gerçekler arasındaki boşluğu (boşluğu/mesafeyi) analiz edin. Şu an bulunduğunuz yer ile hayatta gerçekten ne istediğiniz arasındaki boşluğu tanımlayarak iki temel unsuru belirlemiş olursunuz: mevcut konumunuz ve hedefiniz. Bu anlayışla, olumlu değişime doğru yönelebilirsiniz.
Kaynak Arayın: Travmanızı işlemden geçirmenize (process) ve olumsuz döngüler ile tekrarlayan kalıplarda sıkışıp kalmak yerine onlardan özgürleşmenize yardımcı olacak kaynaklar arayın. Bir ruh sağlığı uzmanı, sorunlu ve yıkıcı kalıpları fark edip kırmanıza yardımcı olmak için kanıta dayalı tedaviler kullanır; yerleşik olumsuz düşüncelere ve kendinizi sınırlayan inançlara meydan okumanız, onları yeniden çerçevelemeniz (reframe) ve değiştirmeniz için gerekli becerileri sağlar ve kendiniz için gerçekten istediğiniz şeylerle uyumlu hedefler belirlemenize destek olur.
Yazar
Monica Vermani C. Psych.
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

İlaç Kullanıyorum Ama?
Anksiyete ilacı kullanmak zayıflık veya başarısızlık değildir; iyileşme yolunda güvenli bir köprüdür. Ancak ilaç semptomları hafifletse de anksiyetenin kökündeki çocukluk travmalarını veya bastırılmış duygusal yaraları tek başına iyileştirmez. Kalıcı iyileşme, kendimizi bozuk değil yaralı görerek, bedenimizdeki alarmla savaşmayı bırakıp ona şefkatle kulak verdiğimizde gerçekleşir. Sen bozuk değilsin Sadık; ilaç bir varış noktası değil, sadece kendini anlama yolculuğundaki bir araçtır.

Kaygı Bozukluğunda Sorun Kaygı Değil, Sorun Çözme Alışkanlığıdır
Zihin somut sorunları çözmekte başarılıdır; ancak kaygı bozukluğunda gelecek ihtimallerini çözülmesi gereken bir tehdit sanarak ruminasyon döngüsünü başlatır. Bu otomatik sorun çözme alışkanlığını kırmak için üç adımı uygulayabilirsiniz. İlk olarak, zihninizin belirsizliği çözmeye çalıştığı anı fark edin. İkinci olarak, düşünceyle savaşmak yerine onun bedendeki etkisini merakla gözlemleyin. Son olarak, her düşüncenin bir cevap gerektirmediğini fark ederek analizi bırakın.

İYİLEŞİYOR MUYUM?
Sinir sistemi iyileşmesinin en tuhaf yönü, bunu en son sizin fark etmenizdir. İyileşme görünür bir ilerleme sunmaz; o bir varlık değil, eski kasılmaların sessiz yokluğudur. Semptom takibi yapmak beyne tehdit mesajı göndererek alarmı sıcak tutar. Durumu izlemeyi bırakanlar daha hızlı iyileşir. Kendi hisleriniz yerine dışsal verilere bakın: Altı ay önce kaçındığınız şeyleri şu an yapıyor musunuz? Fark hissetmemek başarısızlık değil, iyileşmenin ta kendisidir.