
Makale
Anksiyete Belirtileri
Anksiyete belirtileri kişiden kişiye değişir; fiziksel ve psikolojik birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. Belirtileri tek tek çözmeye çalışmak yerine, hepsinin aynı sürecin parçası olduğunu görmek gerekir. Asıl sorun, belirtilerle mücadele etmektir. Zihin ve beden bu yolla dinlenme ihtiyacını anlatır. Kabul edip savaşmayı bırakmak, iyileşmenin önünü açar.
Anksiyete Belirtileri

Birçok kişiden yaşadıkları belirli şeylerin anksiyete belirtisi olup olmadığını soran e-postalar alıyorum. Başlangıçta belirtmek istediğim nokta şudur: İki kişinin tıpkı aynı şekilde acı çekmesi çok düşük bir ihtimaldir. Bu yüzden kendinizi başkasıyla kıyaslamanız ya da yaşadığınız bir şeyin aşağıda listelenmemiş olmasından endişe etmeniz için hiçbir sebep yok.
Asıl yapılması gereken, tüm belirtileri tek bir çatı altında toplamak ve onları ayrı ayrı problemler olarak ayırmamaktır. Anksiyetem beni terk ettiğinde, yaşadığım tüm belirtiler de onunla birlikte gitti. Onları tek tek yok etmeye çalışmadım. Çok fazla insan her bir belirtiyle ayrı ayrı ilgilenmeye ve endişelenmeye çalışıyor; bu da üzerlerinde çok daha fazla baskı yaratıyor ve sorunun çözümüne hiçbir katkı sağlamıyor.
Eğer anksiyete yaşayıp yaşamadığınızdan emin değilseniz, en yaygın belirtilerin çoğunu aşağıda listeledim:
Anksiyetenin Fiziksel Belirtileri
Nefes Darlığı
Yutkunma güçlüğü, boğazda düğümlenme hissi
Baş ağrıları, kafanın etrafında sıkı bir bant varmış hissi
Kol ve bacaklarda karıncalanma/iğne batma hissi
Baş dönmesi, dengesizlik hissi
Kulak çınlaması
Çarpıntı (kalbin hızlı atması)
Yorgun kaslar ve eklemler
Tamamen enerjisiz hissetme
Ağız kuruluğu
Terleme
Sürekli kaygılı ve huzursuz hissetme
Seğirmeler
Bulanık görme, gözde uçuşan cisimler
Soğuk veya sıcak basmaları
Mide rahatsızlıkları
Anksiyetenin Psikolojik Belirtileri
Kendine ve düşüncelerine karşı aşırı farkındalık (hiper-farkındalık)
Deliriyormuş gibi hissetme
Zihnin boşalması (donup kalma)
Duygusuzluk hissi, kimseye veya hiçbir şeye karşı bir şey hissedememe
Sürekli bir dehşet/korku hissi
Net düşünememe, berraklık kaybı
Gerçekdışılık hissi, çevreden kopukluk (derealisayon)
Hiperaktiflik, rahatlayamama
Sürekli sinirlilik hali
Hayata karşı ilgisizlik
Başkalarının ne düşündüğü hakkında paronoya
Sürekli endişelenme
Unutkanlık
Küçük şeyler karşısında bile bunalmışlık hissi, başa çıkamama
Diğer Belirtiler
Cinsel istek kaybı
Hasta hissetmek
Başkalarıyla iletişim kurmada zorluk, sosyal etkileşimlerden zevk almama
Bir yerlere gitmemek için bahaneler üretme, kendini izole etme
Normalden fazla rüya görme veya kabuslarda artış
Ani ruh hali değişimleri
Bunlar anksiyetenin en yaygın belirtileridir ancak karşılaştığım daha birçok belirti var. Eğer yukarıdakilerden birkaçından fazlası size tanıdık geliyorsa, anksiyete yaşıyor olma ihtimaliniz çok yüksektir; ama umutsuzluğa kapılmayın, artık yaşadığınız şeyin bir adı var.
Ayrıca belirtileri farklı derecelerde hissedebilirsiniz; birçok kişi sabahları daha kötü hissettiğinden şikayet eder. Bazıları birkaç gün nispeten sakin hissedip sonra aniden belirtilerin hücumuna uğradığını söyler. Bunların hepsi tamamen normaldir; belirtilerden etkilenmenize veya nedenini çözmeye çalışmanıza gerek yok. Anksiyete belirtileri farklı kişilerde farklı zamanlarda alevlenebilir ve tüm duygular gibi dalgalanabilir.
Tüm anksiyete hastaları aynı belirtileri mi gösterir?
Hayır, anksiyete çoğu kişi için farklı bir deneyimdir; çünkü bu durumda çok fazla bireysel belirti vardır ve her zihin/beden farklı tepki verir. Bir belirtinin diğerinden daha ciddi olduğu, sizin belirtilerinizin başkasından farklı olduğu veya anksiyetenizin "daha ciddi" olması gerektiği gibi düşüncelere kapılmayın. Belirtiler kişiden kişiye birçok faktöre bağlı olarak değişir.
Neden başlangıçta anksiyete belirtileri hissederiz?

Anksiyete kimseyi "seçmez"; genellikle bir stres ve endişe dönemiyle kendi kendimize yarattığımız bir durumdur. Ardından zihin ve beden bu stresin belirtilerini sergiler.
Örneğin, aniden uyku probleminiz başladığını düşünebilirsiniz. Aslında bir uyku probleminiz yok; zihniniz durumunuz hakkında sürekli düşünmekten dolayı aşırı aktif, bu yüzden dinlenme hali kolay gelmiyor. Kaslarınız sebepsiz yere ağrımıyor; vücudunuza yüklediğiniz stres onları yordu. Zihniniz dış dünyadan kopuk hissediyor çünkü yaptığınız tüm o ekstra endişe ve derin düşüncelerle zihniniz tükendi. Bedeniniz ve zihniniz, çektiğiniz acı aracılığıyla sizinle iletişim kuruyor.
Kendinizi "tamir etmeye" çalışmayı bırakmak
Acı çekmek, zihninizin ve bedeninizin size "beni rahat bırak, dinlenmeme izin ver ki iyileşebileyim" deme şeklidir. Bu daha fazla düşünmek, endişelenmek veya kendinizle savaşa girmek için bir işaret değildir; size tam tersini söylemektedir.
Pek çok kişinin düştüğü bu "mücadele" tuzağı, ters etki yaratarak zihni ve bedeni daha fazla yorar ve strese sokar. Bu da insanların neden sürekli bir acı döngüsünde kaldığını ve belirtilerin neden arttığını açıklar. Nasıl hissettiğinize karşı teslim olmanız gerekir, onunla savaşmanız değil.
Bu "serbest bırakma" hali, iyileşme sürecinin gerçekleşmesine izin veren şeydir. Bu teslimiyet, anksiyeteden kurtulmak için yapılan bir "teknik" değildir; acınızı yeniden üretmeyi bırakma yoludur. Döngüyü kırar ve zihninizle bedeninizin kendi kendine iyileşmesine izin verir. Bir gecede mucizevi bir iyileşme olmamasının nedeni budur; iyileşme zaman alır. İnsanları bu döngüde tutan şey, genellikle durumu yanlış anlamaları ve bir an önce bu halden çıkma konusundaki çaresiz arzularıdır.
Bilgi ve anlayış eksikliği nedeniyle döngüde kalırız. Bilmeden, yapmamız gerekenin tam tersini yapmaya başlarız ve anksiyeteyi yeniden üreten bir döngüye girerek ondan asla özgürleşemeyiz. Ben de korkunç acılar çektim ve yukarıdaki belirtilerin neredeyse tamamını hissettim. Ancak tamamen iyileştim; doğru yardım ve bilgiyle herkes iyileşebilir. Bunu aksini söyleyemeyecek kadar çok kez gördüm ve çok fazla insana yardım ettim.
Yazar
Paul David
Bu içerik ZihinHub editör ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kaygı, kabul, iyileşme ve psikolojik esneklik üzerine destekleyici içerikler üretmeye odaklanır.
İlgili Diğer Makaleler
Benzer içeriklere de göz atabilirsin.

POZİTİF İÇ KONUŞMA MI !?
Kaygı anında korkuyla mantıksal tartışmaya girmek işe yaramaz. Çözüm, önce korkuyu ve rahatsızlığı dürüstçe kabul etmek; ardından içsel diyaloğu bir cesaretlendirme (tezahürat) moduna geçirmektir. Kendinizi ikna etmeye çalışmak yerine "Bu çok zor ama bununla başa çıkabilirim" diyerek destek olun. Bu yaklaşım, sahte bir yatışma arayışından uzaklaşıp gerçek kabule ve toleransa dayalı bir iyileşme adımı atmanızı sağlar.

Benim Durumum Farklı!
Tıbbi teşhisler semptomlara ne ad verileceğini söyler; ancak bedenin neden alarm verdiğini açıklamakta yetersiz kalır. CFS, IBS, MCAS veya kronik ağrı gibi farklı etiketlerin altında aynı süreç yatar: Koruma modunda sıkışmış tek bir sinir sistemi. İyileşme, her bir semptomu (su birikintisini) ayrı ayrı kovalamakla değil; duyarsızlaştırma ilkeleriyle sinir sistemine güvende olduğunu gösteren yeni deneyimler sunarak bu koruma döngüsünü tersine çevirmekle gerçekleşir.

İyileşme Yolculuğumun Dönüm Noktası
yileşme yolculuğunun en büyük dönüm noktası, semptomları yok etmeye çalışmak yerine koşulsuz kabul etmektir. Kabul, geçsin diye yapılan bir pazarlık değil; rahatsızlıkla kurulan ilişkideki radikal bir eksen kaymasıdır. Panik anında nötr kalabilmek, düşüncelerle savaşmamak ve "Bu his kalsa da hayatıma devam edeceğim" diyebilmek sinir sistemine güven verir. Semptomların kalsa da gitse de önemsizleştiği bu teslimiyet, kaygının gücünü yavaşça kırar.